İZÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@İZÜ, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü: Yayın ,
    Adil Düzen Arayışlarında Kooperatif Uygulamalarının Yeri ve Önemi: Akevler Kooperatifi Örneği
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Guliyev, Adil; Yumuşak, İbrahim Güran
    Ekonomik sistemler toplumun refahını ve kaynaklarının dağılımını belirleyen en temel unsurdur. Kapitalizm ve sosyalizm gibi ana akım ekonomik sistemler uzun yıllardır küresel ekonomi sahnesine hâkim olmuştur. Ancak bu iki sistemin alternatifi olan İslam ekonomisinin günümüzdeki uygulama alanları oldukça kısıtlıdır. Adil Düzen, Türkiye’de 1990’lı yıllarda Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından ortaya atılan ve Refah Partisi’nin siyasi vizyonunu şekillendiren bir ekonomik, sosyal ve siyasal sistem önerisidir. Akevler Kooperatifi, Türkiye’de Adil Düzen fikrinin doğuşu, gelişimi ve yaygınlaşmasında merkezi bir rol oynamış, hem fikri altyapının oluştuğu zemin hem de uygulama alanı olarak büyük bir öneme sahip olmuştur. Adil Düzen’in teorik altyapısı, ilk kez Akevler çevresinde tartışılmış ve olgunlaştırılmıştır, Akevler Kooperatifi vasıtasıyla hayata geçirilmeye çalışılmıştır. İşçi, mühendis ve müteahhitlerin birlikte karar aldığı demokratik yapılar oluşturulduğu Akevler Kooperatifi, faizsiz ticaret ve üretim modelleri üzerine güncel uygulamalar yapmıştır. Bu pratikler, Adil Düzen’in ekonomik yönünü şekillendirmiştir. Çalışma, Adil Düzenin insanların yaşadıkları ekonomik sorunlara kooperatifler yoluyla nasıl çözümler getirdiğini araştırmaya yöneliktir. Bu tezde iki konu öne çıkmıştır. Birincisi yeni bir dünya görüşü olarak kendisini ileri süren Adil Düzen arayışları arasında kesişen ve ayrışan hususlardır. İkincisi ise kapitalist ve sosyalist sistem uygulamaları karşısında savunmasız kalan kişiler ile emeklerinin nasıl korunacağı karşısında gelişen kooperatifçiliktir. Bu çalışmada öncelikle söz konusu sistem yaklaşımı ele alınmış, esasları belirlenmiş, tanımları üzerinde durulmuş, daha sonra ise kooperatifçilik ile söz konusu sistem arasında nasıl bir bağ kurulduğuna yer verilmiştir. Tezde Refah Partisi parti programı olarak Adil Düzen ile bu programın öne çıkmasında önemli bir rol oynayan kooperatifleşme ve nihayet söz konusu çalışmaları bir model olarak geliştiren Akevler Kooperatifi olmak üzere üç temel bileşenden oluşmaktadır. Ahlaki/dini, iktisadi, ilmi ve siyasi bileşenlerden meydana gelen Adil Düzen bu boyutları ile ele alınmıştır. Araştırma sonucunda gerek Refah Partisi gerekse Akevler Kooperatifinin yönetici kadrolarının “hakkı üstün tutan bir medeniyet” siyasetini benimsedikleri ve özellikle ortaklık ekonomisine dayan faizsiz bir sistem oluşturmak için gayret gösterdikleri ve bu konuda İslami deliller arasında yer alan “içtihat” yöntemini esas aldıkları, İslam ahlak ve maneviyatını öne çıkardıkları, özellikle ortaklık ekonomisini esas alan faizi haram kabul eden İslam ekonomisi tecrübesini geliştirmeye çalıştıkları, ilimde ekollere ve rekabete dayanan sistemi öne çıkardıkları, siyasette ise çoğunluk yerine çoğulculuğu benimsedikleri gözlemlenerek tespit edilmiştir. Yeni bir dünya oluşturmaya çalıştıkları, başarıları ve karşılaştıkları zorluklar ve yapamadıkları nedenleriyle SWOT analizinde tartışılmış ve ortaya konulmuştur.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    VII. Yüzyılın İlk Yarısında Kudüs'te Dört Farklı Medeniyetin Uygulamaları
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Biçkioğlu, Musa; Kaya, Beytullah
    Bazı şehirler-mekânlar kendilerine atfedilen farklı değerler ve inanca bağlı birtakım nitelikler veya işaretler taşıdıkları için özel bir konuma sahiptir. Kudüs şehri de semavi dinler açısından inanç esaslı birtakım özellikler taşımaktadır. Taşıdığı bu özellikler sebebiyle farklı dinler ve bu dinlere mensup farklı milletler tarafından kutsal kabul edilmektedir. Kutsallığının yanı sıra dünya tarihi dikkate alındığında büyük devletlerin ve medeniyetlerin Kudüs’e yöneldiği veya Kudüs’le ilgilendiği görülmektedir. Kudüs şehrinin dinî değerinin yanında tarihsel değeri, stratejik konumu, iklimi, yakınında su kaynağı bulunması gibi özellikleri yaşamsal açıdan mekânın çekiciliğinin artmasına zemin oluşturmuştur. Bu çalışma, VII. yüzyılın ilk yarısında farklı medeniyetlerin Kudüs’ü yönetim şekillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda Kudüs’ün tarihsel süreçte ortaya çıkışı, incelenen medeniyetler tarafından nasıl yönetildiği, yönetenlerin Kudüs’teki siyasi ve askerî uygulamaları ve bu uygulamaların kendi inanç sistemlerini yansıtıp yansıtmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Dönem içinde yazılmış kaynaklar, eserlere yansımış mektuplar, döneme yakın müelliflerin yazdıkları eserler incelenerek elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada VII. yüzyılın ilk yarısında Kudüs’e hâkim olan Bizans, Sasaniler ve Musevilerin Kudüs’ü ele geçirdikleri ve yönettikleri sırada burada yaşayanları ortadan kaldırdıkları veya sürgün ettikleri, kutsal mekânları yıktıkları, tarihî, mimari eserleri ortadan kaldırdıkları bulgularına ulaşılmıştır. Müslümanların ise Kudüs’ü ele geçirdiklerinde bölgeye barış dönemi yaşattıkları anlaşılmaktadır. Çalışmadan elde edilen veriler ışığında Müslümanların dışında kalan diğer din mensubu medeniyetlerin ne siyasi ne askerî ne de kendi inançlarına uygun bir yönetim biçimi ortaya koyduğu buna mukabil Müslümanların iyi ve barışçıl bir yönetim sağladığı görülmektedir. Kudüs gibi tarihî ve dini özelliklere sahip şehirlerin korunabilmesi için birey ve toplulukların kendileri dışında olanları kabullenmesi ve her bir topluluğun diğer bir topluluğa karşı büyük ölçüde hoşgörülü yaklaşım sergilemesi gerekir.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Ortaöğretim Kurumlarındaki Öğrencilerin Manevi Yönelimlerinin Din Öğretimi Açısından İncelenmesi
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Kuloğlu, Rahime; Kanger, Faruk
    Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında yürütülen din öğretiminin öğrencilerin manevi yönelimlerinin din öğretimi açısından incelenmesine yönelik nitel bir durum çalışmasıdır. Araştırma kapsamında, İstanbul ilinde fen liseleri ile fen ve sosyal bilimler imam hatip liselerinde görev yapan 17 öğretmen ve bu okullarda öğrenim gören 30 öğrenciyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulguların analizi sürecinde MAXQDA 24 Nitel Veri Analiz Programı kullanılarak verilerin depolaması, düzenlenmesi, değişkenlere göre sınıflandırılması ve kodların oluşturulmasında kolaylık sağlanmıştır. Araştırma sürecinde katılımcıların dini bilgiyle kurduğu anlam ilişkisi, değer aktarımı, vicdan gelişimi, manevi başa çıkma becerisi, evrenle ilişki ve din öğretiminin yöntemsel yansımaları gibi çok boyutlu temalar üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Elde edilen bulgular, din öğretiminin öğrencilerin içsel dünyasında anlam arayışını destekleme, ahlaki duyarlılık geliştirme ve zorluklar karşısında manevi dayanıklılık kazandırma açısından önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymuştur. Bununla birlikte, öğretim süreçlerinin çoğunlukla ezbere dayalı, bilişsel ağırlıklı olduğu ve öğrencinin manevi dünyasına nüfuz etmekte yetersiz kaldığı da tespit edilmiştir. Katılımcılar, özellikle sorgulamaya açık, duyuşsal yönü ihmal etmeyen, kültürel ve bireysel çeşitliliği dikkate alan bir din öğretimi yaklaşımına ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiştir. Bu yönüyle çalışmanın, mevcut öğretim programlarının içeriğine yönelik eleştirel bir bakış sunarken beraberinde din öğretiminin bütüncül formuna ilişkin uygulayıcılara ve eğitim öğretim planlayıcılarına katkı sunması beklenmektedir. Bu araştırmanın bulguları özellikle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin değer merkezli, bütüncül gelişimi önceleyen ve anlam odaklı eğitimi esas alan yaklaşımıyla uyumlu olarak, din öğretiminin sadece bilişsel değil; duyuşsal, ahlaki ve varoluşsal boyutları da içeren çok katmanlı bir yapıda ele alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda din öğretiminin, bireyin manevi potansiyelini ortaya çıkarmayı, değer inşasını desteklemeyi ve kişisel anlam haritalarının oluşumuna katkı sunmayı hedefleyen bir öğrenme süreci olarak yeniden tasarlanmasının önemine işaret etmektedir.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Kişilik Bozukluklarının Ahlaki Doğasının Çocukluk Çağı Travmaları ve Özgür İrade Açısından İncelenmesi
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Işık, Hatice Rumeysa; Bilge, Yusuf
    Kişilik bozukluklarının ahlaki doğası, 1800’lü yıllardan bu yana psikoloji, psikiyatri, hukuk ve felsefe gibi disiplinlerde tartışma konusu olmuştur. Öte yandan, kişilik bozukluklarının etiyolojisinde çocukluk çağı travmalarının önemli bir risk etmeni olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, kişilik bozukluklarının etiyolojisinde çocukluk çağı travmaları, irade ve ahlaki süreçlerin işleyişi bilişsel davranışçı kavramlar çerçevesinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, çocukluk çağı travmaları ile kişilik bozuklukları arasındaki ilişkide psikolojik katılık, özgür irade inancı ve ahlaki uzaklaşma değişkenlerinin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın örneklemini, Türkiye’nin farklı illerinden çevrim içi olarak erişilen, 18–65 yaş aralığındaki 869 yetişkin birey oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde; çocukluk çağı travmaları için Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-33, psikolojik katılık için Kabul ve Eylem Formu-II, özgür irade inancı için Özgür İrade ve Belirlenimcilik Ölçeği, ahlaki uzaklaşma için Ahlaki Uzaklaşma Ölçeği ve kişilik bozuklukları için Coolidge Eksen II Kişilik Bozuklukları Envanteri (CATI+ TR-KF) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson ve Spearman korelasyon analizleriyle, demografik değişkenler, kişilik bozuklukları ve psikolojik katılık düzeylerine göre grup farkları ise bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Welch ANOVA ile değerlendirilmiştir. Ayrıca, çocukluk çağı travmalarının kişilik bozuklukları üzerindeki etkisinde psikolojik katılık, özgür irade inancı ve ahlaki uzaklaşmanın sıralı aracılık rolünü test etmek amacıyla Hayes’in PROCESS Macro (Model 6) ile aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulguları, çocukluk çağı travma puanları arttıkça kişilik bozukluğu belirtileri psikolojik katılık, özgür irade inancı ve ahlaki uzaklaşmanın da arttığını göstermiştir. Psikolojik katılığın yüksek olduğu bireylerde ahlaki uzaklaşma ve özgür irade inancı da yüksek bulunmuştur. Değişkenler arasında genel olarak düşük-orta düzeyde anlamlı ilişkiler saptanırken, özgür irade ve belirlenimcilik inançlarının çocukluk çağı travmalarıyla büyük ölçüde ilişkili olmadığı görülmüştür. Sıralı aracılık analizleri çocukluk çağı travmalarının kişilik bozukluğu belirtileri üzerindeki etkisinin hem doğrudan hem de psikolojik katılık, özgür irade inancı ve ahlaki uzaklaşma değişkenleri aracılığıyla dolaylı yollarla gerçekleştiğini göstermiştir. Bu sonuçlar, kişilik bozukluklarının travma temelli bir zemin üzerinde geliştiğini; ancak travmayı izleyen bilişsel bozulmaların sorumluluk algısını zayıflatarak ahlaki uzaklaşma örüntülerine zemin hazırlayabileceğini düşündürmektedir.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Makrîzî'ye Göre İktisadi Krizler: Sebepleri ve Çözüm Önerileri
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Çelik, Halil; Tabakoğlu, Ahmet
    Bu çalışma, Memlûk Devleti döneminde yaşamış olan tarihçi ve düşünür Ahmed b. Ali el-Makrîzî’nin (ö. 845/1442) iktisadî krizlere dair analizlerini incelemekte ve bu krizlerin sebepleri ile çözüm önerilerini sistematik bir çerçevede ele almaktadır. Makrîzî, yaşadığı dönemde Mısır’da ortaya çıkan ağır ekonomik buhranları gözlemlemiş, bunların nedenlerini tahlil etmiş ve çözüm yolları önermiştir. Bu yönüyle, yalnızca bir tarihçi değil, aynı zamanda iktisadî düşünceye katkı sunan bir mütefekkir olarak değerlendirilmiştir. Tezde, Makrîzî’nin para ve enflasyonla ilgili görüşleri Para Miktarı Teorisi, Gresham Yasası ve Altın Standardı gibi modern iktisat yaklaşımlarıyla karşılaştırılmıştır. Ayrıca, üretim faktörleri (emek, sermaye, toprak), tüketim ve tasarruf davranışları, gelir ve servet dağılımı gibi iktisadî krizleri etkileyen unsurlar da Makrîzî’nin perspektifinden detaylı biçimde analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra, toplumun farklı kesimlerinin kriz dönemlerinden nasıl etkilendiği ve Makrîzî’nin önerdiği para ve maliye politikaları da değerlendirilmiştir. Araştırmada, klasik İslam iktisadının temel kavramları ile Makrîzî’nin düşünceleri arasında bağ kurulmuş, onun çözüm önerilerinin hem döneminin şartlarıyla uyumlu olduğu hem de modern iktisat literatüründe karşılık bulabilecek nitelikler taşıdığı ortaya konulmuştur. Bu yönüyle çalışma, hem İslam iktisat düşüncesi tarihi açısından hem de iktisadî krizlerle ilgili klasik dönem yaklaşımlarının anlaşılması bakımından katkı sağlamayı hedeflemektedir.