İZÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@İZÜ, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Yayın , Moleküler Modifikasyon ile Termal Dayanımı Artırılmış Nanokompozit Polietilen Tereftalat Polimeri Sentezi(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2024) Tayfur, Kübra; Arslan, OsmanPolietilen tereftalat (PET) polimerleri, yüksek bariyer özellikleri, kolay taşınabilirlik ve işlenebilirlik gibi avantajlarıyla gıda ve diğer sektörlerde önemli bir yere sahiptir. Son on yılda üretim kapasitesinin artmasıyla birlikte dünya genelinde popüler hale gelmiştir. Ancak, PET polimerinin en büyük sorunu, yüksek sıcaklıklarda ısısal deformasyon göstermesidir. Bu çalışmada, PET’in ısısal dayanımını artırmak amacıyla moleküler inorganik yapılar hem sentez sonrası hem de sentez esnasında sisteme eklenmiştir. Kullanılan inorganik yapılar genellikle silisyum bazlı polimerik ve dayanıklı malzemelerdir. TEOS (tetraetoksisilan) ve metal silikat (sodyum silikat) yapıları, PET sentezi sırasında kimyasal davranışları ve ısısal dayanımı artırmak için sisteme dahil edilmiştir. Çalışmada, PET sentezi esnasında geri kazanım ve baştan sentez yöntemlerinin hangisinin daha dayanıklı olduğu ve ısısal dayanım sağladığı metodik olarak incelenmiştir. Bu amaçla, tereftalik asit, etilen glikol ve silisyum katkı maddesi bileşenleri, farklı sistematik oranlarla bir araya getirilerek yeni bir nanokompozit PET üretilmiştir. SEM ve FT-IR incelemeleri, yüzeyde değişiklikler olduğunu göstermiştir. XPS analizi ve EX haritalaması, silisyum katkısının homojen bir şekilde dağıldığını ortaya koymuştur. TG-DTA analizleri ise ısısal davranışların istenilen biçimde modifiye edilebildiğini göstermiştir.Öğe Türü: Yayın , Evliliğe Yatkınlık ve Mutluluk Arasındaki İlişkinin Farklı Değişkenler Açısından İncelenmesi(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2024) Güler, Semra; Erdoğdu, Mustafa YükselBu çalışmada bekar bireylerin evliliğe yatkınlık ve mutluluk düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılar, 901’i (%74,1) kadın, 312’si (%25,7) erkek olmak üzere toplam 1213 bekar bireyden oluşmaktadır. Çalışmada ‘’Evliliğe Yatkınlık Ölçeği’’ ve ‘’Mutluluk Ölçeği’’ kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla ‘’Kişisel Bilgi Formu’’ oluşturulmuştur. Ölçeklerden elde edilen puanların analizinde; frekans ve yüzdelikler, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre 25-30 yaş aralığındaki bireylerin, ebeveyn iletişimi iyi olanların, olumlu fiziksel algıya sahip olanların ve evliliği kariyer için engel olarak görmeyenlerin mutluluk düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, 25-30 yaş aralığındaki bireylerin, öğrenci olanların çalışıyor olanlara kıyasla evlilik beklentisinin daha yüksek düzeyde olduğu gözlenmektedir. Buna ilaveten ebeveyn iletişimi iyi olanların ve sosyal demokrat olan bireylerin diğer siyasi görüşleri benimseyenlere göre olumsuz yatkınlık düzeyinin daha düşük olduğu ve düşük evlilik beklentisine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca olumsuz fiziksel algıya sahip olan ve mantık evliliği yapmak isteyen bireylerin olumsuz yatkınlıklarının daha yüksek olduğu, görücü usulü evlilik yapmak isteyen bireylerin ise evlilik beklentilerinin daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Olumsuz yatkınlık ve evlilik beklentisinin mutluluğu yordamadaki rolü incelendiğinde, olumsuz yatkınlığın mutluluğu negatif yönde daha yüksek düzeyde yordadığı, her iki değişkenin de mutluluk üzerindeki varyansın yaklaşık %10’ unu açıkladığı görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular genel hatlarıyla tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Öğe Türü: Yayın , Islamic Microfinance Practices in Indonesian Educational Institutions: An Analysis on Pesantrens(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2024) Bashor, Dzul; Maraşlı, OzanMicrofinance is a financial institution specializing in providing financial services to the poors who are unable to afford the requirements of mainstream banking sector. Recently in Indonesia, Islamic educational institutions known as pesantrens are able to independently establish their own microfinance institutions with successes. This is despite the prevailing preconception among the society that viewed pesantrens as institutions that are too entrenched in traditionalistic view and too economically feeble to sustain themselves. Thus, the study seeks to reveal the factors that brought this unpredictable phenomenon into reality. There are four samples specifically selected for this study, they are Haramain Mini Bank, BMT La Tansa Gontor, LAZIS Tazakka, and BMT UGT Sidogiri; the cases represent small, intermediate, and advanced-scale institutions respectively. Data are gathered through observation, interview, and documentation method, which are then analyzed through QDA Miner Lite software. The analysis revealed the significance of codes related to the subject by counting their frequency in in-depth interviews, further strengthened by their confirmations in observation and documentary. The findings show that each case has its own unique practices and ideas, which can be generalized into few summarized conceptions. The achievement of all cases revolves around their ability to mobilize few resources despite their limitations. This is possible owing to their spiritual adherence, solid community, and independence; those qualities would then be respectively responsible for their credibility, institutional strength, and self-reliance.Öğe Türü: Yayın , Dahiliye Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Etik Duyarlılık ve Örgütsel Erdemlilik Düzeyleri(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2024) Türkuçar, Şenay; Bahçecik, Ayşe NefiseAraştırma, dahiliye kliniklerinde çalışan hemşirelerin etik duyarlılık ve örgütsel erdemlilik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı nitelikteki araştırma, İstanbul’daki özel bir hastanede görev yapmakta olan 111 hemşire ile yapıldı. Verilerin elde edilmesinde, Tanıtıcı Bilgi Formu, Ahlaki Duyarlılık Anketi ile Örgütsel Erdemlilik Ölçeğinden yararlanıldı. Elde edilen verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, Student’s t- test, Mann-Whitney U test, Kruskal –Wallis H test ve Spearman’s Korelasyon Analizi kullanıldı. Hemşirelerin yaş ortalaması 30,39±6,38 yıl olup, %80,2’si kadın, %42,3’ü ön lisans mezunu, %48,6’sı 5-10 yıl mesleki deneyime sahiptir. Hemşirelerin Ahlaki Duyarlılık Anketi toplam ve “Otonomi”, “Yarar Sağlama”, “Bütüncül Yaklaşım”, “Çatışma”, “Uygulama”, “Oryantasyon” alt boyut puanları sırasıyla 61,45±27,76, 12,87±6,69, 8,06±5,05, 8,75±4,85, 8,99±4,69, 8,59±4,35, 6,43±3,75 olarak, Örgütsel Erdemlilik Ölçeği toplam ve “Dürüstlük ve Bağışlayıcılık”, “Güven ve Nezaket”, “İyimserlik” alt boyutu puanları ise sırasıyla 4,49±0,96, 4,40±0,98, 4,63±1,08, 4,58±1,06 olarak bulundu. Hemşirelerin etik duyarlılık düzeylerinin eğitim durumu ve çalışma şekli değişkenlerine göre, örgütsel erdemlilik algılarının ise mesleği isteyerek seçme değişkenine göre farklılık gösterdiği görüldü (p<0,05). Hemşirelerin ahlaki duyarlılık düzeylerinin ve örgütsel erdemlilik algılarının yüksek olduğu görüldü.Öğe Türü: Yayın , Bağışıklık Sistemi Baskılanmış Kanser Hastalarında Uygulanan Nötropenik Diyetlerin Protein Kalitesinin Hesaplanması(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2024) Tüncer, Zeynep Simay; Çatak, JaleKanser, dünya genelinde en çok ölüme neden olan hastalıkların başında gelmektedir. Kanserli hastalarda yetersiz beslenme sıklıkla rastlanan bir durumdur ve tespit edilen prevalansı ise %5-%48 arasında değişmektedir. Bu hastalarda kemoterapi, radyoterapi ve hematopoietik kök hücre nakil işlemi bağışıklığın baskılanması etkisi ile de nötropeniye neden olabilmektedir, bu nedenle besinlerin hazırlanıp saklanma koşulları önem arz etmektedir. Bağışıklığı zayıf olan kanser hastalarında enfeksiyon riskine karşı geliştirilmiş olan nötropenik diyet uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul’da bulunan bir üniversite hastanesinden elde edilen bağışıklık sistemi baskılanmış kanser hastalarında tedaviyi desteklemek amacıyla uygulanan dört farklı nötropenik diyet listelerinin protein kalitesini tespit etmede WHO/FAO (2007) tarafından geliştirilmiş olan Amino Asit Skoru (AAS) ve Protein Sindirilebilirliği Düzeltilmiş Amino Asit Skoru (PDCAAS) yöntemleri esas alınmıştır. Diyetlerin protein kalitesinin belirlenmesinde temel alınan amino asit içerikleri, Türk Ulusal Gıda Kompozisyon Veri Tabanı (TURKOMP) ve Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı (USDA)’ndan elde edilmiştir. Çalışma sonucuna göre, hayvansal kaynaklı ürünler, tahıl ve tahıl ürünleri ve kurubaklagiller arasında en yüksek PDCAAS skoruna sahip besin grubunun hayvansal kaynaklı ürünler olduğu bulunmuştur. Protein kalitesi incelemelerinde en düşük PDCAAS skoruna sahip besinler ise sırası ile beyaz ekmek (%48,76), makarna (%50,40), pirinç (%55,00) ve buğday unu (%58,10) olarak saptanmıştır. En yüksek PDCAAS skoruna sahip olan besinler ise sırasıyla %100 değeri ile süt, krem peyniri ve ayran, %94,90 ile yoğurt, %91,75 ile yumurta olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, diyetlerde aynı besinlerin farklı protein miktarları nedeni ile besinler arasında PDCAAS değerleri açısından farklılıklar gözlemlenmiştir. Tüm bu veriler doğrultusunda, kanserli hastalar için uygulanan nötropenik diyetler hastaların optimum sağlığı için önemli olan protein miktarı yanında protein kalitesi açısından da değerlendirilerek hazırlanmalıdır.





















