İZÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@İZÜ, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü: Yayın ,
    İbn Hâleveyh ve İbn Zencele’nin Hüccet Eserleri Bağlamında Kıraat Hüccetlerinin Mukayesesi
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Atmaca, Şeyda
    İslam’ın ilk yıllarında verilen ahrufu’s-seb‘a ruhsatının etkileri Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminden sonra da devam etmiştir. Hz. Osman (r.a.) dönemini takip eden yıllarda ise artık mushaflara uymayan kıraatlerden vazgeçilmiştir. Kıraat ilminin sistemleşmesiyle birlikte de kıraat farklılıkları bazı âlimlere nispet edilmiş ve bu âlimler tercih ettikleri kıraatlerin gerekçelerini gösterdikleri eserler kaleme almıştır. Bu eserlerde hüccet/ilm-i ihticâc kavramı öne çıkmıştır. Hüccet kavramı “kurrânın kıraat ihtiyarlarının gerekçesinin çeşitli boyutlarda ortaya konulması” anlamına gelmektedir. Çalışmamızda “İbn Hâleveyh ve İbn Zencele’nin Hüccet Eserleri Bağlamında Kıraat Hüccetlerinin Mukayesesi” konusunu ele aldık. Bu konunun seçilmesindeki problem kıraat hüccetleriyle ilgili meselelerin anlaşılmasında yaşanan güçlüklerdir. Araştırmamızın amacı ise farklı dönemlerde telif edilen eserlerin karşılaştırılması ile alana katkıda bulunmaktır. Daha önce bu eserlerin mukayeseli bir şekilde incelenmemiş olması çalışmamızın özgünlüğünü göstermektedir. Çalışmamız İbn Hâleveyh ve İbn Zencele’nin Huccet isimli eserlerinde yer alan bazı mufassal sûrelerle sınırlı tutulmuştur. Çalışmamızda literatür taramasında bulunularak ilgili eserler tahlil edilmiştir. Araştırmamız iki ana bölüme ayrılarak işlenmiştir. İlk bölümde hüccet kavramı ile ilgili bazı meseleler, ikinci bölümde ise Huccet eserleri bağlamında bazı mufassal sûrelerdeki kıraat hüccetleri mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda müelliflerin kıraat hüccetlerinin kimi durumda farklılık kimi durumda ise benzerlik gösterdiği anlaşılmış ve İbn Hâleveyh’in eserinin ilm-i ihticâc yönünden daha yetkin olduğu tespit edilmiştir.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Yapay Zeka (YZ) ile Objektif Bir Tefsir Çeşidi Mümkün Mü?
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Demirkol, Nihat; Akgün, İbrahim0000-0002-0051-6723
    Kur’an’ın nüzûlünden günümüze kadar anlaşılması ve yorumlanması meselesi üzerine birçok söylem ve fikir beyan edilmiştir. Bu gayretin merkezinde insan aklı, niyeti ve zamanla oluşan kavrayış gücü yer almaktadır. Kur’an’ın açıklanması faaliyetini yerine getiren tefsir ilmi ise bireysel ve toplumsal etkilerle şekillenmiş; müfessirin içinde bulunduğu toplumun yanı sıra, inancı, ilmi birikimi ve kültürel donanımı gibi faktörler ayetlere yönelik tefsir faaliyetini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemiştir. Bundan dolayı insan merkezli olan yorumun tabiatında izâfîlik/nisbîlik kaçınılmaz bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. İçerisinde yaşadığımız zaman diliminde birçok alanda olduğu gibi, Kur’an’ın anlaşılması ve yorumlanması alanında da teknoloji ile beraber insan faktörünün yanında yapay zekâ amili yer almaya başlamıştır. Bunun en esas temeli ise yapay zekânın yorum refleksidir. Nitekim yapay zekânın maneviyattan ve duygulardan yoksun olması ise onun objektif bir yorum ortaya koyabilme kabiliyetinin önünü açmıştır. Zira tefsir geleneğinde insan faktörünün de etkisiyle görüş beyan etme, reddiye yazma veya bir ideolojiye karşı savunma yapma gibi yönelimler doğal bir görünüm arz ederken, yapay zekânın herhangi bir inanca, duyguya ve mezhebe sahip olmaması konuyu başka bir boyutta ele alma imkânı sunmaktadır. Bu bağlamda yapay zekâ teknolojisinin duygulardan arınmış olması ve yorum üretme potansiyeline sahip olması “Yapay Zekâ ile Objektif Bir Tefsir Çeşidi Mümkün Mü?” sorusu önem arz etmektedir. Bu makalede, tefsirin tarihsel süreci içerisindeki sübjektifliğin kaçınılmazlığı ile yapay zekânın objektif yorum gücünün bir anlamda veri nötrlüğünü tefsir sahası bağlamında değerlendirilmektedir. Çalışmada yapay zekânın yorum üretme kapasitesi ile tefsir ilminin epistemolojik ve metodolojik temelleri karşılaştırılarak yapay zekânın objektiflik ölçüsü tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Sosyal Medyadaki Hadis Karşıtı Söylemlerin Duygu Analizi ile İncelenmesi
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Korucu Güven, Sema
    Bu çalışma hadis karşıtı söylemlerin çevrimiçi izleyicilerde uyandırdığı duygusal yankıyı nicel olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma evreni olarak, Kur’ân merkezli eleştirel yaklaşımıyla bilinen Caner Taslaman ile geleneksel hadis savunucusu Ebubekir Sifil arasında YouTube’da yayımlanan 3 saat 26 dakikalık “Hadislerin İslam’daki Yeri” programı seçilmiştir. YouTube Data API v3 ile 25 Aralık 2024–20 Haziran 2025 tarihleri arasında girilen 650 yorum derlenmiş; veriler Google Sheets’e aktarılıp özel bir Apps Script aracılığıyla Google Cloud Natural Language API’ye gönderilerek her yorum için −1 ile +1 arasında duygu polaritesi ve yoğunluk skorları elde edilmiştir. 0,25’in üzerindeki skorlar “olumlu”, −0,25’in altındakiler “olumsuz”, aradaki değerler “nötr” olarak kodlanmıştır. Araştırmanın sonuçları tablolar, çubuk grafikler ve kelime bulutları ile görselleştirilmiştir. İroninin kaçırıldığı örnekler nitel yeniden okuma ile kontrol edilmiştir. Bulgular, toplam yorumların %34,4’ünün olumlu, %17,6’sının olumsuz ve %48’inin nötr olduğunu göstermektedir. Olumlu tepkiler, çoğunlukla tartışmacıların nazik üslubu veya ilmî donanımına vurgu yaparak Kur’ân’daki kavl-i leyyin ilkesinin dijital ortamda da ikna edici olduğunu somutlaştırmaktadır. Olumsuz küme; hakaret, kaba dil ve yöntem eleştirileri etrafında yoğunlaşarak sert retoriğin mesaj içeriğinin önüne geçip izleyiciyi yabancılaştırdığını ortaya koymaktadır. Nötr çoğunluk, platformda partizan olmayan, iknaya açık geniş bir izleyici kitlesinin varlığına işaret etmektedir. Çalışma, ilahiyat literatürüne büyük-veri temelli duygu analizi kazandırarak hesaplamalı sosyal bilimler ile din araştırmaları arasındaki metodolojik boşluğu doldurmakta ve Türkçe için ironiye duyarlı modeller geliştirme gereğini vurgulamaktadır. Ayrıca, bu araştırma, hadis tartışmalarının dijital platformlarda nasıl algılandığını nicel verilerle ortaya koyarak, hadis ilmine yönelik çağdaş iletişim stratejileri ve pedagojik yaklaşımlar geliştirme noktasında önemli bir katkı sunmaktadır.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Câhiliye Devri Arap Şiirinde Hac Ritüeli İzleri
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Yılmaz, Mehmet
    Bu çalışmanın konusu Câhiliye devri Arap şiirinde hac ritüeli uygulamalarının izleridir. Problemi ise Câhiliye devri Arap şiirinde ulaşılabilen beyitler çerçevesinde dönemin Arap toplumundaki hac uygulamasının sorgulanmasıdır. Çalışma konusu beyitler, Câhiliye devri Arap toplumunda hac yolculuğunu, sosyal etkinliklerini, ritüellerini ve geleneklerini yakından tanımak bakımından önem arz etmektedir. Her ne kadar Câhiliye devri Arap toplumunda hac olgusuyla ilgili bazı çalışmalar yapılmış olsa da söz konusu çalışmaların tabiatı gereği dönemin hac olgusu farklı zaviyelerden incelenmiştir. Çalışmamızı ayrıcalıklı kılan husus, döneme ait ulaşılabilen şiirlerden hareketle hac ibadetinin ziyaret güzergâhları, güzergâhlardaki panayırlarda düzenlenen sosyal etkinlikler, hac yolculuğu, Beytullah’ın güvenli yer olması, hac ibadeti sırasında günahlardan sakınma, Beytullah’ı çıplak tavaf etme, anıt mezarlar gibi kutsal sayılan yerleri özel giysilerle tavaf etme ve Arafat’ta düzeni sağlama türünden beyitlere yansıtılan bilgi kırıntıları ve ince detaylardır. Konunun sağlıklı anlaşılmasını sağlamak amacıyla öncelikle hac kavramı, İslâm öncesi eski devirlerde hac ibadeti ve Câhiliye devrinde hac ibadeti hakkında özet bilgiler verilmiştir. Çalışmada nitel yöntem tekniklerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Çalışmada sona gelindiğinde varılan tespitler Sonuç bölümünde toparlanmıştır.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Hindistan’da Bir Firdevsiyye Şeyhi: Şerefüddin Manyerî
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Aydınlı, Ayşenur
    Şerefüddin Manyerî (ö. 782/1381), Firdevsiyye tarikatının bugün Hindistan sınırları içerisinde yer alan Bihâr bölgesindeki güçlü temsilcilerinden biridir. Manyerî’nin tarikat silsilesi şeyhi Necîbüddîn-i Firdevsî (ö. 733/1333) vasıtasıyla Necmeddîn-i Kübrâ’ya (ö. 618/1221) ulaşmaktadır. Bu makalede Manyerî’nin düşünsel ve kurumsal mirasının merkeze alınıp analiz edildiği sûfî kimliği sunulmaktadır. Manyerî’nin biyografik çizgisi; ilmî, tasavvufî, siyasî çevrelerle olan ilişkileri ve bilhassa tasavvufî düşüncesi bağlamında ele alınarak incelenmiştir. Zâhidâne bir yaşayış temelinden başlayıp dönemin siyasî ve toplumsal yapısıyla ilişki geliştirerek dinamik bir sûfî kimlik ortaya koyan Manyerî, engin tasavvufî tecrübesini ilimle birleştirerek hem bireysel anlamda arınmayı hem de toplumsal manada rehberliği esas almıştır. Hadis ilmindeki derin bilgisiyle Bihâr’daki Sahîhayn rivayet ve tedrîs geleneğini başlatan Manyerî, vahdet-i vücûd eksenli tasavvufî düşüncenin bölgedeki teşekkül sürecinde de öncü sûfî kimliğiyle tanınmaktadır. Tasavvuf anlayışıyla sonraki yüzyıllarda da etkili bir şahsiyet olarak dikkat çekmiştir. Kendi coğrafyasının yanı sıra Batıdaki akademik çevrelerde de oldukça ilgi gören Manyerî ve tasavvuf anlayışı, bu çalışma ile Türkiye’deki tasavvuf tarihi literatürüne de kazandırılmaktadır. Ayrıca bu çalışma, Hint Alt Kıtası’ndaki Firdevsiyye tarikatına ve diğer tasavvufî yapılara ilişkin daha geniş çerçeveli değerlendirmelerin yapılacağı yeni araştırmalara bir zemin oluşturmayı amaçlamaktadır.