İZÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@İZÜ, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

İndekslere Göre Dağılım
Yıllara Göre Dağılım
Türlere Göre Dağılım
Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Yayın , Kaynaklarda fıkhî yönüne dikkat çekilen muhaddisler: Hicrî ilk iki asır Basra örneği(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Günergök, Nureddin; Öztürk, MustafaBu çalışmada, hicrî ilk iki asır özelinde kaynaklarda fıkhî yönlerine dikkat çekilen Basralı muhaddisler tetkik konusu edilmiş ve öncelikle hadis rivâyetiyle ilgilenen 680 isme ulaşılmıştır. Söz konusu isimlerden metodumuz gereği 67'si tarafımızdan muhaddis kategorisinde değerlendirilmiş, bunlardan 27'si ise fıkıhla iştigal eden muhaddis olarak tespit edilmiştir. Fıkıhla iştigal ettiği belirtilen bu muhaddisler hakkında kullanılan "fakih" ifadesiyle geleneğimizdeki bilinen anlamıyla ekol oluşturmuş/mezhep sahibi "fakihler" değil, hadis naklinin yanı sıra aynı zamanda hadisleri anlama gayreti içinde olan, fetvâ veren hatta aralarında resmen kadılık görevi üstlenen "fakihler" kastedilmiştir. Bu durumun bir istisnası olarak sadece Osman el-Bettî usul ve yöntemiyle ekol sahibi bir fakih olarak görülebilir. "Hadisçiler eczacı, fakihler ise doktordur" şeklindeki ifade yanında ehl-i re'yin, muhaddislerin fıkıh bilmediğine yönelik iddiaları ve bazı muhaddislerin "Biz sadece râviyiz, fakih değiliz" tarzındaki söylemleri muhaddislerin hadislerin nakli ile yetinip fıkhı ile ilgilenmedikleri gibi bir algıya yol açabilir. Bu çalışmada -mezkûr anlayışın aksine- belli bir kesim muhaddisin hadis naklinin yanı sıra hadisin fıkhı ile de ilgilendikleri; hadislerden hareketle fetvâ verdikleri, fıkhî görüş beyan ettikleri ve hadisleri anlama gayreti bağlamında rivâyetleri belli başlı konularla ilişkilendirme faaliyetinde bulundukları (tasnîf), hicrî ilk iki asırda Basra'da yaşayan 27 muhaddis-fakih özelinde ortaya konulmuştur. Netice olarak muhaddislerin sadece nakilde bulunduğu, hadislerin fıkhını anlamaya yönelik gayretlerinin olmadığına dair iddilaların, ilgili dönemde yaşayan Basralı 27 muhaddis-fakih için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tez, bu yönüyle hicrî ilk iki asır özelinde fıkhî yönüne dikkat çekilen Basralı muhaddisler bağlamında hadis-fıkıh ilişkisi (fıkhü'l-hadîs) açısından bazı katkılar sunmayı hedeflemiştir.Öğe Türü: Yayın , A novel measure of entropy and COPRAS based on Fermatean fuzzy sets and its analysis of early childhood feeding behaviors(Springer, 2026) Topaç, Nihat; Kirişci, Murat; Bardak, Musa; Bardak, MusaThis study aims to address early childhood nutritional behaviors from a sustainability perspective, evaluating the multidi-mensional factors that influence them within an integrated decision-making framework. Considering the decisive role ofnutritional habits acquired in early childhood on an individual’s lifelong health status and the sustainability of societal healthsystems, these behaviors need to be considered not only in their biological but also in their environmental, behavioral, andsocioeconomic dimensions. In this context, a novel entropy measure based on Fermatean fuzzy sets has been developed forthe field of early childhood nutrition, where uncertainty and subjective evaluations are intense, and a unique multi-criteriadecision-making approach has been proposed by integrating it with the COPRAS method. To demonstrate the applicabilityof the proposed method, we evaluated sustainable nutritional behaviors for early childhood across four basic alternatives(seasonal feeding, natural feeding, adequate and balanced feeding, and economical feeding) and within a framework ofnumerous criteria that represent these alternatives. We converted linguistic evaluations based on expert opinions into Fer-matean fuzzy numbers, criterion weights were objectively determined using the developed entropy approach, and alternativeswere ranked using the COPRAS method. The findings indicate that the natural feeding approach has the highest priority inestablishing sustainable eating behaviors in early childhood, followed by seasonal feeding, adequate and balanced nutrition,and economically viable nutritional alternatives. The results reveal that sustainability in early childhood is built not throughcognitive awareness, but through repeatable, internalized behaviors in daily life. This study offers a holistic perspective basedon behavioral sustainability to the early childhood nutrition literature. It contributes a new entropy measure and an applicableframework for multi-criteria decision-making to the Fermatean fuzzy sets literature.Öğe Türü: Yayın , Yaşlı Bakıcıları Avrupa İndeksi'nin Alzheimer hastalarına bakım veren aile bireylerinde geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Civelek, Halime; Bölüktaş, Rukiye PınarMevcut çalışmada COPE indeksinin Alzheimer hastalarına bakım veren aile bireylerinde psikometrik özelliklerini incelenmiştir. 165 informal aile bakım verenden oluşan örneklem tarafından COPE İndeksi, Kısa Zarit Bakım Yükü Ölçeği (ZBI-12), SF-12 Sağlık Anketi (SF-12), The EUROHIS-QOL 8-item index (EUROHIS), WHO-5 Well Being Index (WHO-5), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS) ve Barthel İndeksi dolduruldu. Ayrıca 30 katılımcı iki hafta ara ile COPE İndeksi iki kez doldurdu. Geçerlikte doğrulayıcı faktör analizi, kriter geçerliği ve bilinen grup geçerliği kullanıldı. Güvenirlik için Cronbach alpha ve test-retest korelasyon katsayısı incelendi. Mevcut çalışmada COPE Indeksin negatif etki, pozitif değer ve destek kalitesi boyutlarından oluşan üç faktörlü yapıda olduğu doğrulandı. Veri-model uyumu kabul edilebilir düzeyde bulundu (ꭓ²/sd=2,67, CFI= 0,99, TLI= 0,99, RMSEA= 0,09, SRMR=0,10). COPE'ta bulunan tüm maddelerin regresyon ağırlıkları 0.30 üzerinde idi. COPE ile ZBI-12, SF12, EUROSHIS-QOL, WHO-5 ve MSPSS arasındaki ilişkiler kriter geçerliğini gösterdi. Bilinen grup geçerliğine yönelik yapılan incelemede hastaya günlük bakım verme saati arttıkça negatif etki skorunun arttığı, negatif etki ve destek kalitesi boyutlarından alınan skorların bakım vermede destek alan ve almayanları ayırt edebildiği görüldü, bakım verenlerde kronik hastalığın varlığı negatif etki skorunun artmasına neden oldu ve hastanın bakımda bağımlılık derecesi arttıkça negatif etki skoru arttı. Negatif etki, pozitif değer ve destek kalitesi boyutları için Cronbach alpha değeri sırası ile 0,91, 0,72 ve 0,63; test-retest ICC değeri 0,96, 0,84 ve 0,73 idi. Sonuç olarak bu çalışmada COPE indeksinin geçerli ve güvenilir bir araç olduğu ortaya konmuştur.Öğe Türü: Yayın , Palyatif bakım servislerinde yatan hastaların manevi iyi oluşları ve manevi endişelerinin incelenmesi(İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Şibil, Zehra; Beki, FeyzaBu çalışmada palyatif bakım servislerine yatırılan hastaların manevi iyilik düzeylerini belirlemek ve uygulanan ölçekler ile yapılan tespitleri değerlendirmek amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesinde bulunan Palyatif Bakım servisine yatarak tedavi ve bakım hizmetinden faydalanan, 142 kadın, 58 erkek olmak üzere gönüllü 200 hasta üzerinde uygulanmıştır. Hastalara, "Manevi İyilik Hali" (FACIT-SP 12) ve "Manevi Endişeler Kontrol Listesi" ölçekleri uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından biri olan genel tarama modeli kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS versiyon 20 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda katılımcıların manevi iyilik düzeylerinin ortalaması yüksek, anlam alt boyutu ortalaması çok yüksek, barış alt boyutu ortalaması orta ve inanç alt boyutu ortalaması çok yüksek olarak bulunmuştur. Katılımcıların manevi endişelerinin belirlenmesine yönelik yapılan analiz sonucunda, katılımcıların en fazla ölüm korkusu, geçmişteki davranışlardan pişmanlık duymak, duaların işitilmemesi, ölüm sürecinden korkma, geçmişteki davranışlardan dolayı suçluluk, cehennem korkusu ve başkalarına karşı affedicilik yönünden endişe duydukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların manevi iyilik düzeylerinin iyi seviyede olduğu tespit edilmiştir.Öğe Türü: Yayın , Aşırı Koruyucu Ebeveynlik, Davranışsal Ketlenme ve Akran İlişkileri(2026) Topaç, Nihat; Bardak, Musa; Kirişci, Murat; Bardak, MusaErken çocuklukta akran ilişkilerinin niteliği, yaşam boyu sürecek psikososyal uyumun en güçlü yordayıcılarından biridir. Bu ilişkilerin gelişiminde hem çocuğun mizaç temelli bireysel özellikleri hem de ebeveyn tutumları belirleyici rol oynamaktadır; ancak alanyazın bu iki belirleyiciyi çoğunlukla ayrı ayrı ele almıştır. Bu çalışmanın amacı, aşırı koruyucu ebeveynlik, davranışsal ketlenme ve akran ilişkileri arasındaki üçlü bağlantıyı kuramsal ve ampirik alanyazın temelinde çözümlemek ve bu bağlantıyı açıklayan modelleri karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Nitel alanyazın taramasına dayanan çalışmada, mizaç kuramının temel kaynakları, aşırı koruyucu ebeveynliği ele alan çalışmalar ve mizaç ile ebeveynlik etkileşimini akran sonuçları üzerinde doğrudan sınayan araştırmalar incelenmiş; bulgular tematik olarak sınıflandırılmıştır. İnceleme iki temel sonuca ulaşmaktadır. Birincisi, davranışsal ketlenmenin sosyal çekingenliğe ve olumsuz akran sonuçlarına dönüşmesi kaçınılmaz değildir; bu dönüşüm büyük ölçüde ebeveyn davranışının niteliğine bağlıdır. Boylamsal veriler, akran bağlamında ketlenmiş yürüteç çağı çocuklarının iki yıl sonra yüksek düzeyde çekingen olmasının yalnızca annelerin araya girici-aşırı korumacı davrandığı koşulda gerçekleştiğini göstermektedir (yüksek grupta r = .67, p < .001; düşük grupta r = .05, anlamsız). İkincisi, ilişki tek yönlü değildir: ketlenmiş çocuk davranışı da ebeveyn korumacılığını çekmekte ve karşılıklı pekişen bir döngü oluşmaktadır. Çalışmada ayrıca bağlamın (tanıdıklık düzeyi, önceki akran deneyimi, kültür) düzenleyici rolü, ölçüm sorunları ve farklılaşmış duyarlılık kuramının sunduğu alternatif okuma tartışılmaktadır. Bulgular, okul öncesi kurumlarında yürütülecek aile eğitimlerinin tek tip içerik yerine çocuğun mizaç profiline duyarlı biçimde farklılaştırılması gerektiğine işaret etmektedir.





















