İZÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@İZÜ, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü: Yayın ,
    Kayıp Endüstriyel Mirasın Kentsel Potansiyel Olarak Adaptif Yeniden Kullanımı: İran Argo Bira Fabrikası Örneği
    (Platanus Publishing, 2025) Ferah, Bahar; Subaşı, Seda; Ferah, Bahar
    Kentler, oluşumlarından itibaren teknolojik, ekonomik ve sosyal etkenler doğrultusunda değişime uğrayarak dönüşmüşlerdir. Dolayısıyla kent mekânlarının dönüşümü de kaçınılmaz olmuştur. Bu bağlamda, özellikle Endüstri Devrimi sonrasında ortaya çıkan endüstri mirasının korunması, sanayi yapılarını değerlendirilerek kente yeniden kazandırılması büyük önem taşımaktadır. Endüstri Devrimi ile birlikte farklı yapı malzemelerinin, özellikle çeliğin yaygın olarak kullanılması; enerji santralleri, fabrika binaları, silolar ve gazhane yapılarının inşa edilmesine zemin hazırlamıştır (Büyüktaşkın ve Türkel, 2019). Sanayi Devrimi sürecinde kurulan ilk fabrikalar genellikle büyük ve ağır makinelerle donatılmış, tuğla ve taş gibi dayanıklı malzemelerden yapılmış, yüksek tavanlı ve geniş üretim alanlarına sahip yapılar olarak inşa edilmiştir. Bu fabrikalar çoğunlukla şehir merkezlerine ve ulaşım ağlarına yakın konumlandırılarak hammadde ve ürünlerin kolay taşınması sağlanmıştır.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Montessori Pedagojisinde Çevrenin Çocuk Gelişimi Üzerinde Etkisi: Bahriye Üçok Ekolojik Çocuk Yuvası Örneği
    (Liberty Publishing House, 2025) Ferah, Bahar; Yeşilyurt, Alperen; Ferah, Bahar
    Kamusal alanlar insanların isteğine bağlı onlara opsiyon sunmaktadır. Başarılı bir kamusal mekân, insanlara güvenilir, heyecan verici ve çekici bir ortam yaratmaktadır. Erken çocukluk dönemi, bireyin yaşam boyu gelişim sürecinde kritik bir eşik olarak kabul edilmekte olup, çocukların fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal yönlerden temellerinin atıldığı bir süreçtir. Bu dönemde çocuğun bulunduğu fiziksel çevre, gelişimsel kazanımlar üzerinde doğrudan etkili olmakta; özellikle okul öncesi eğitim kurumlarının iç ve dış kamusal mekân düzenlemeleri, çocuğun öğrenme deneyimlerini biçimlendirmektedir. Bu bağlamda, okul öncesi eğitim yapılarının çevresinde yer alan açık alanlar ve peyzaj tasarımları, yalnızca estetik bir unsur olarak değil, aynı zamanda çocuk gelişimini destekleyen pedagojik bir araç olarak değerlendirilmelidir. Bu makalenin temel amacı, okul öncesi eğitim yapılarında kamusal mekân dagojik esaslarına uyumlu olacak şekilde, esnek modüler, doğa ile entegre edilmiş, duyulara hitap eden öğrenme alanlarının tasarlanması gerekliliğini savunmaktadır. ve peyzaj tasarımının önemini vurgulamaktadır. Bu doğrultuda çalışma bir lokasyonun barındırdığı aktivitelerle, çocuklar için çekici hale gelmesi veya başka bir deyişle bir destinasyon olmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın kavramsal çerçevesi geleneksel sınıf düzenlerinden farklı olarak Montessori eğitim yaklaşımı, öğrenmenin yalnızca kapalı mekanlarda değil, açık alanlarda da özgürce gerçekleşebileceğini savunmaktadır. Montessori pedagojisi, çevrenin çocuğun bağımsız öğrenme süreçlerini destekleyecek şekilde özenle hazırlanmasını öngörmektedir. Bu doğrultuda, İstanbul Kadıköy ilçesinde yer alan ekolojik anlayışı ile tasarlanan, LEED Yeşil bina sertifikasında platin seviyesinde (80/110) puan alan Bahriye Üçok Anaokulu örneği üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Araştırma kapsamında nitel yöntemlerine başvurulup mekânsal gözlemler ve alan analizleri yapılarak mevcut peyzaj düzenlemelerinin çocukların oyun davranışları, motor becerileri, sosyal etkileşim düzeyleri ve doğa ile kurdukları ilişkiler üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda Bahriye Üçok Anaokulunun açık alanları ve peyzaj düzenlemesi, çocukların fiziksel gelişimi ve doğa ile etkileşimleri açısından önemli avantajlar sunduğu ortaya çıkmıştır. Tartışma bölümünde planlanan anaokulu projelerinde Montessori felsefesinin
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Biyofilik Tasarım Yaklaşımının Başakşehir Millet Bahçesi Üzerinde Değerlendirilmesi
    (Mingachevir State University, 2025) Sağçolak, Elif; Ferah, Bahar; Ferah, Bahar
    Günümüzde hızlı ve düzensiz kentleşmeyle birlikte artan konut gereksinimleriyle esas alan kullanımları arasındaki denge gün geçtikçe bozulmaktadır. Bireylerin yoğun bir şekilde etkileşim içinde bulundukları kentler ve beraberinde getirdiği yükümlülükler giderek bozulmalara yol açtığından kent kimliği yapay bir kişiliğe dönüşmüştür. Bu dengenin bozulmasıyla toplum aidiyet duyduğu doğadan uzaklaşmış ve birtakım sosyal, ruhsal ve fiziksel sorunlara yol açmıştır. Doğa ile yapılı çevre arasındaki dengeyi sağlama çabaları biyofilik tasarım kararlarını ortaya çıkarmıştır. İnsanların psikolojik ve fizyolojik olarak sağlıklı bir hayat sürmeleri, bulundukları mekanlardaki yeşil alanların nitelik dereceleriyle ilişkilidir. Nitelikli yeşil alan planlamasında üç ana başlık altında değerlendirilen 14 maddenin sağlanmasıyla oluşturulan biyofilik tasarım, kamusal mekanlardaki bireylerin doğa ile temasına olanak tanımlamaktadır. Mekânda doğa, doğaya benzeşme ve mekânın doğası başlıklarının altında insanların soyut ve somut şekilde doğa ile bağlantı kurmasını amaçlayan birtakım kriterler bulunmaktadır. Bu kapsamda nitelikli yeşil kent vizyonuyla, sürdürülebilir çevre, refah düzeyi yüksek yaşanabilir mekanlar oluşturma hedefleriyle 11.Kalkınma Planı’nda Türkiye genelinde gerçekleştirilmesi planlanan Millet Bahçeleri’nin çalışma alanı olarak seçilmesini desteklemiştir. Millet Bahçeleri’nin mevcut fonksiyonlarının biyofilik tasarım kriterleriyle değerlendirilirken; biyofilik şehircilik ve peyzaj merceğinden bakılarak, kentliye sağladığı imkanlar, doğanın kente temas etmesini hangi düzeyde etkilediğine dair irdelenmektedir. Başakşehir Millet Bahçesi’nin alan çalışması olarak ihtiyaçları ve çalışma planının yönlendirmesiyle biyofilik tasarımın literatüre aktardığı kriterlere ek olarak millet bahçeleri tasarım gereksinimleri doğrultusunda tasarım önerisinde bulunularak, gelecekteki mimarlara ve kent planlamacılara kılavuz önergesinde sunulmuştur.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Sustainable Development Goals and Health in Islamic Countries
    (Iranian Journal of Public Health, 2025) Ekinci, Gülay; Yılmaztürk, Mustafa Hakan; Ekinci, Gülay
    Background: We aimed to reveal the relationship between the Sustainable Development Goals (SDGs) and health indicators in Organization Islamic Countries (OIC). Methods: The panel data method was used in the analyses, health indicators as independent variables belonging to 16 Islamic countries with regular data from 2008-2021, and the SDG score as the dependent variable was considered. Results: A one-unit increase in maternal mortality reduced the SDG score by 0.0047 units, a one-unit increase in neonatal mortality reduced the SDG score by 0.27 units, besides these results no significant relationships were found between U5mort, NCD mort, TB, VAC variables, and SDG score (P>0.05). Granger causality analysis results showed different causal relationships and variance decomposition results show that the long-term explanatory effect of health indicators on the SDG score by approximately 23%. Conclusion: According to the empirical evidence obtained from the research, improvements in health indicators especially focused on mother and child health positively affect the SDG score in the countries examined.
  • Öğe Türü: Yayın ,
    Tip 2 Diyabet Tanılı Hastalarda Diyabet Farkındalığını ve Kabul Düzeyini Etkileyen Faktörler
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2025) Tursun, Hatice; Erkoç, Arzu
    Çalışma T2D tanılı hastaların diyabet farkındalık ve kabul düzeyini belirlemek, üzerinde anlamlı fark oluşturan sosyo-demografik özellikleri, klinik özellikleri ve antropometrik ölçüm değerlerini ortaya koymak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı türde olan bu çalışma, İstanbul ilinde bir şehir hastanesinin endokrin ve dahiliye kliniklerinde tedavi gören 118 T2D tanılı hastalar ile Kasım 2023- Haziran 2024 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri, "Hasta Bilgi Formu" ve ''Diyabet Farkındalık ve Kabul Ölçeği'' kullanılarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 62,96±12,60 yıl, T2D süresi 12,38±8,06'dır. Hastaların %75,4'ü evli, %71,2'si ilkokul/ortaokul mezunu, %87,3'ünün gelir getiren bir işte çalıştığı, %59,3'ünün gelirim giderime denk, %44,1'i oral antidiyabetik ilaç, %81,4'ü ilaçlarını düzenli kullandığı, %68, 6'sının birinci derece akrabalarında diyabet tanısı bulunmuştur. Hastaların DFKÖ puan ortalaması 84,13±12,01, farkındalık alt boyutu puan ortalaması 54,84±7,24, kabul alt boyutu puan ortalaması ise 29,09±7,0 bulundu. Hastaların antropometrik ölçüm değerleri ile diyabet farkındalık ve kabul düzeyleri arasında ilişki bulunmadı (p ˃ 0,05). T2D hastalarının diyabet farkındalık ve kabul düzeyinin orta düzeyde olduğu belirlendi.