Dîvânü Lugâti’t-Türk’te Türklerin Sosyolojisi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
On birinci asırda Orta Asya’da Türkler, kültürel açıdan en yetkin ve ve rimli tarihî dönemlerini yaşamıştır. Göçebe hayatından yerleşik hayata geçerek burada önemli dönüşümlere uğrar ve yerleşik hayatta medeni yet hâline gelirler. Neticede tarım, zanaat ve sanat ile uğraşan toplum olurlar.1 Türklerin göçebelikten yerleşik hayata geçerek umranlaşmasıyla bera ber hem yerleşik kültürle etkileşimi hem de İslâmlaşarak değişime uğ ramalarına yol açmıştır. Bu da zengin ve evrensel bir İslâm inancı için de kendilerini yeniden üretmelerine neden olur. Ahmet Caferoğlu’nun işaret ettiği söz konusu kültür ve inancın inşasına öncülük eden Tahir Mervezi, İbn Fadlan, Beyhaki gibi İslâm âlimleri bu dönemin önemli si malarıdır.2 Bunlarla yeni bir kolektif benlik gelişir. Nitekim bu şartlarda yazılan DLT’de Arapça terkipler sık sık verilerek açıklamaların yapılma sı da bunu etkili bir şekilde göstermektedir. Karahanlılar, ilk Müslüman Türk devletini kurarlar. Bu devlet de ilmî ve kültürel faaliyetleri desteklemektedir. Kâşgarlı Mahmud, bu şartlar altında lügatını yazar. Karahanlı devleti de Türk dilini resmî dil hâline getirir.3 Kâşgarlı Mahmud eserinde, Türklerin illerini, obalarını ve bozkırlarını gezdiğini belirterek “Türk, Türkmen, oğuz, Çigil, Yağma, Kırgız boyla rının dillerini ve kafiyelerini tamamen zihnime nakşettim.” der. Böylece “her taifenin” şivesinin mükemmel bir şekilde ortaya çıktığını söyler. Bu dönemde göçebeler hâlinde yaşayan Türk boyları, Orta Asya’da yer leşik hayata geçer. Burada İslâm’ın etkisi ile Arap ve Fars kültürleriyle de tanışır. Toplumun yerleşik hayata geçişiyle beraber ilmî, iktisadî ve harsî boyutlar da yeni şekle bürünür. Türkler, İslâm şehirlerinin bu havzada ki en önemli tiplerini kurmaya başlar. Kâşgar da başkent olarak bunu temsil eder.









