Sünni-Şii Sınırında Nakşibendî-Hâlidî Şeyhlerinin Ehl-i Sünnet Savunması

dc.contributor.authorBaz, İbrahim
dc.date.accessioned2025-10-30T13:10:29Z
dc.date.available2025-10-30T13:10:29Z
dc.date.issued2019en_US
dc.departmentİZÜen_US
dc.description.abstractİslam’ın kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla birlikte, değişik kültür havzalarında farklı din algıları ve buna bağlı olarak zaman içerisinde itikadî ve amelî mezhepler ortaya çıkmıştır. Ayrıca zühd hareketiyle başlayan tasavvufî oluşumlar, zaman içerinde tarîkatlar haline gelmiştir. Bu mezhep ve tarikatların her biri, ortaya çıkışlarından itibaren İslam coğrafyasının belli bölgelerinde kendilerine daha fazla mensup bulmuş ve bu aidiyetler uzun süre devam etmiştir. Bütün ayrımlara rağmen, içerisine itikadî ve ameli mezhepleri ve farklı tarîkatları alan ana omurga, Ehl-i Sünnet olarak tanımlanmıştır. İslam tarihi boyunca kurulan devletlerin çoğu bu mezhep ve tarikatlarından bazılarını kendine daha yakın hissetmiş, onu korumayı açık veya daha az belirgin bir düzeyde devlet politikası haline getirmiştir. Örneğin Osman Devleti, Sünnî politikalar izlerken, İran’da Şiilik daha fazla kabul görmüştür. 1639 yılında Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan ve günümüze kadar sınır açısından geçerliliğini koruyan Kasr-ı Şirin Antlaşması, günümüz coğrafyası açısından baktığımızda her ne kadar İran, Türkiye ve Irak sınırını çizmiş olsa da diğer yandan ana hatlarıyla Sünni-Şii sınırını da belirlemiştir. Bu sınırda, Nizamiye medreselerinin devamı olan ve günümüze kadar ulaşan birçok medrese bulunmaktadır. Birçoğu aynı zamanda tekke faaliyetini de yürüten bu medreseler, özellikle Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Irak’ın kuzeyinde Ehl-i Sünnet düşüncesinin muhafaza ve müdafaasında tarih boyunca önemli bir rol üstlenmişlerdir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî(ö.1827)’ye kadar birçoğu Kadiriyye tarikatına bağlı iken, bu dönemden sonra Nakşibendî-Halidî yolunu tercih etmişlerdir. Hâlidîlik, yeni ve güçlü bir dinamizm ve kuvvetli bir organizasyon ile bölgenin sosyal ve dini hayatında önemli bir aktör haline gelmişlerdir. Özellikle Tavila, Nehri ve Norşin dergâhları bu hususta dikkat çeken önemli Hâlidî merkezleri olmuştur. Bu dönemde Sünni bir hüviyete sahip olan Osmanlı Devleti zayıflarken, bu bölgede bulunan medrese/dergâhlar, Osmanlı Devleti’nin idamesini Sünnî düşüncenin idamesi olarak görmüş ve bu hususta ilmî, irfânî, kültürel hatta askerî anlamda katkı sağlamışlardır. Makalemizde yukarda belirtilen Sünnî-Şii sınırında yer alan Hâlidî dergâhların ve buralarda faaliyet yürüten şeyhlerin Ehl-i Sünnet düşüncesinin müdafaası amacıyla yaptıkları faaliyetler, şahıslar ve dergâhlar bazında örneklerle ortaya konulacaktır. İtikadi tartışmalardan ziyade, siyâsî ve sosyal açıdan kendilerini nasıl konumlandırdıkları üzerinde durulacaktır.en_US
dc.description.abstractWith the spread of Islam to a wide geography in a short period of time, different perceptions of religion in different cultural basins and accordingly, creedy and practical sects have emerged over time. In addition, sufistic formations, which started with the movement of ascetism, have become cults over time. Each of these sects and cults found themselves more members in certain regions of the Islamic geography since their emergence and these belongings continued for a long time. Despite all the distinctions, the main spine, which takes creedy and practical sects and different cults, has been described as the Ahl al-Sunnah. Many of the states established throughout the history of Islam felt some of these sects and cults closer to themselves and formed it an open or less prominent state policy. For example, while the Ottoman Empire followed Sunni policies, Shi'ism was more accepted in Iran. The Treaty of Kasr-i Shirin, signed between the Ottoman Empire and Iran in 1639 and has remained valid in terms of border until today, in terms of today's geography, although this agreement has drawn the border among Iran, Turkey and Iraq, on the other hand it has set boundaries generallybetween the Sunni-Shiah. In this border, there are many madrasahs that are the permanency of Nizamiye madrasahs and have survived to the present day. Many of these madrassas ,also conducted the lodge activities at the same time, had played an important role throughout history in the preservation and defense of Ahl-al Sunnah notion especially in the north of Iraq and Turkey's eastern and southeastern Anatolia region. While many of them had been bound up with the Kadiriyye cult until Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî(d.1827), they preferred the way of Nakşibendî-Halidî after this period. Halidism became an important actor in the social and religious life of the region with a new and strong dynamism and a powerful organization. Especially Tavila, River and Norşin dervish lodges became important Halidî centers in this regard. While the Ottoman State, which had a Sunni identity in this period, was weakened, madrasahs / dervish lodges in this region regarded the maintenance of the Ottoman State as the maintenance of the Sunni notion and they made contribution scientifically, intellectually, culturally and militarily in this regard. In our article, the activities carried out by Hâlidî lodges on the Sunni-Shiah border mentioned above and the sheikhs who acted in these areas for the defense of the idea of Ahl al-Sunnah will be demonstrated on the basis of individuals and the lodges. Rather than creedy discussions, it will be focused on how they position themselves politically and socially.en_US
dc.identifier.citationBaz, İ. (2021, Ocak). Sünni-Şii sınırında Nakşibendî-Hâlidî şeyhlerinin Ehl-i Sünnet savunması. Tasavvuf: İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, 22(43), 36–54.en_US
dc.identifier.endpage54en_US
dc.identifier.issn1302-3543
dc.identifier.issue43en_US
dc.identifier.startpage36en_US
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12436/8306
dc.identifier.volume22en_US
dc.language.isotr
dc.publisherİstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesien_US
dc.relation.ispartofTasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisien_US
dc.relation.publicationcategoryMakale - Uluslararası Hakemli Dergi - Başka Kurum Yazarıen_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.subjectTasavvufen_US
dc.subjectEhl-i Sünneten_US
dc.subjectŞiien_US
dc.subjectHalidî Dergâhlarıen_US
dc.subjectSufizmen_US
dc.subjectAhl as-Sunnahen_US
dc.subjectShiaen_US
dc.subjectHalidi Lodgesen_US
dc.titleSünni-Şii Sınırında Nakşibendî-Hâlidî Şeyhlerinin Ehl-i Sünnet Savunmasıen_US
dc.title.alternativeThe Ahl al-Sunnah Defense of the Naqshbandi-Halidi Sheikhs at the Sunni-Shiah Borderen_US
dc.title.alternativeدفاع أهل السنة عن مشايخ النقشبندي والخالدي علي الحدود السنية والشيعيةen_US
dc.typeArticle
dspace.entity.typePublication

Dosyalar

Orijinal paket

Listeleniyor 1 - 1 / 1
Yükleniyor...
Küçük Resim
İsim:
sunni-sii-sinirinda-naksibendi-halidi-seyhlerinin-ehl-i-sunnet-savunmasi.pdf
Boyut:
430.23 KB
Biçim:
Adobe Portable Document Format
Açıklama:
Makale dosyası / Article file

Lisans paketi

Listeleniyor 1 - 1 / 1
Yükleniyor...
Küçük Resim
İsim:
license.txt
Boyut:
1.44 KB
Biçim:
Item-specific license agreed upon to submission
Açıklama: