Fetihten 1. Dünya Savaşına Türk-Rus İlişkilerinde Boğazlar Sorunu
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Boğaz sözcüğü coğrafi bir terim olarak iki deniz alanını birleştiren, genellikle doğal olarak oluşum göstermiş dar suyolu olarak ifade edilebilir. Çanakkale ve İstanbul Boğazları ise Türk Boğazları olarak adlandırılmıştır. Türk Boğazları arasında yer alan deniz ise Marmara Denizidir. Türk Boğazları jeopolitik ve jeo kültürel anlamı itibari ile dünyanın en önemli deniz yolundan birisidir. Tarihsel sürece göz atıldığında askeri, ekonomik, siyasi ve kültürel bakımdan stratejik önemi olan Türk boğazları üzerine hâkim olmak isteyen ulusların çatışması daima süregelmiştir. Türk Boğazları Karadeniz’e kıyısı olan milletlerin dünyaya açılabilme noktasıdır. İşte bu sebepledir ki boğazlarla ilgili atılan her adım geçmişte olduğu gibi, günümüzde de bir sorun olarak uluslararası alanda karşımıza çıkmaktadır. Boğazlar Sorunu ise; boğazları kullanmak isteyen ya da fayda sağlamak isteyen devletlerin kendi aralarındaki çıkan sorunları çözüme kavuşturma sürecine boğazlar sorunu adı verilmektedir. 1453 yılında İstanbul’un fethedilme süreci ile başlayan Boğazlar üzerindeki Osmanlı hâkimiyeti, Mısır meselesi ve sonucunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla farklı bir boyut kazanmıştır. Bu tarihten sonra boğazlarla ilgili her konuda Rusya ve batılı devletlerde boğazlar üzerinde söz sahibi olmuşlardır. Boğazlar üzerinde hâkimiyet devletlerarası bir mücadeleye dönüşmüştür Rusya öteden beri sıcak denizlere inme politikasını uygulamak istemektedir. Bu politikasını bugün bile sürdürmektedir. Boğazlarla ilgili atılan her adımda Rusya masa etrafında olmuştur. Boğazları ilgilendiren tüm görüşme ve antlaşmalarda Rusya kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmiştir. Bu çalışmada Türk-Rus İlişkilerine boğazlar sorunu üzerinden farklı bir perspektifle bakmaya çalışacağız. Dönemsel çıkar ve çatışma ilişkileri tarihsel süreciyle ele alınacaktır.









