AK Parti döneminde Türkiye'nin Doğu Akdeniz enerji politikaları bağlamında Türkiye-Libya ilişkileri

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Dergi sayısı

Özet

Genel olarak enerji arz ve talebinin farklı coğrafyalarda bulunması devletlerarası ilişkileri zorunlu kılmıştır. Özellikle 2000'li yılların başlarından itibaren Doğu Akdeniz'de hidrokarbon rezervlerinin keşfedilmesi, bölgesel ve küresel aktörler eksenli bir enerji paylaşım mücadelesini de beraberinde getirmiştir. GKRY'nin adanın tek temsilcisiymiş gibi KKTC'nin haklarını görmezden gelerek tek taraflı MEB anlaşmaları yapması, Yunanistan'ın adaları esas alarak ve GKRY ile bir MEB anlaşması yaparak Türkiye'yi Antalya körfezine hapsetme arzusu bölgede yaşanan başlıca sorunlardan olmuştur. Kıyıdaş devletlerden Yunanistan, GKRY, İsrail ve Mısır bir araya gelerek bir blok oluşturulmuş, Türkiye bölgede yalnızlaştırılmak istenmiştir. Küresel güçlerin, özellikle AB'nin enerji kaynak çeşitliliğini artırmak istemesi, bölgesel aktörlerin ise keşfedilen kaynakları Avrupa'ya pazarlamak istemesi ortak çıkar ilişkisi içinde bölgesel ve küresel aktörleri bir araya getirmiş böylece küresel aktörlerin dikkati de bölgeye çekilmiştir. Yine bu amaç doğrultusunda hidrokarbon sahaları bahse konu devletlerce parsellere ayrılmış ve küresel enerji şirketlerine ruhsatlandırılarak bu denklemin içine enerji şirketleri de dahil edilmiştir. 2019 yılında Türkiye'nin Libya ile yapmış olduğu deniz alanlarına ilişkin sınırlandırma anlaşması bölgedeki tüm dengeleri değiştirmiş ve Türkiye-KKTC-Libya'dan oluşan yeni bir bloğu meydana getirmiştir. Libya ile kadim ilişkilere sahip olan Türkiye, yakalamış olduğu bu çıkışla birlikte bölgede yalnız olmadığını ve kendisinin bu enerji denkleminin dışında tutulamayacağını ortaya koymuştur. Oluşan bu blokla birlikte Türkiye'nin bölgesel ve küresel aktörlere karşı daha aktif bir politika izleyebilmesinin önü açılmıştır.

In general, the energy supply and demand in different geographies obliged interstate relations. In particular since the early 2000s, the discovery of hydrocarbon reserves in the Eastern Mediterranean has brought along an energy sharing struggle based on regional and global actors. The main problems experienced in the region were the Greek Cypriot Administration's unilateral EEZ agreements, ignoring the rights of the TRNC as if it was the only representative of the island, and Greece's desire to imprison Turkiye in the Antalya Bay by making an EEZ agreement with the Greek Cypriot Administration based on the islands. The riparian states Egypt, Israel, Greek Cypriot Administration and Greece came together to form a bloc and it was desired to isolate Turkiye in the region. Global powers, especially the EU's desire to increase its energy resource diversity, and regional actors' desire to market the discovered resources to Europe, brought together regional and global actors in a relationship of common interest, thus attracting the attention of global actors to the region. Again, for this purpose, hydrocarbon fields were divided into parcels by the states in question and licensed to global energy companies, and energy companies were included in this equation. The restricted agreement on maritime areas that Turkiye signed with Libya in 2019 changed all the balances in the region and created a new bloc consisting of Turkiye-TRNC-Libya. Turkiye, which has long-standing relations with Libya, has proved that Turkiye is not alone in the region with this exit it has captured, and it cannot be excluded from this energy equation. With this bloc, Turkiye has paved the way for a more active policy towards regional and global actors.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Türkiye, Doğu Akdeniz, Hidrokarbon Rezervleri, Libya, Turkiye, Eastern Mediterranean, Hydrocarbon Reserves, Libya

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren