Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Anadolu’nun Sınırlarını Aşan Söyle-minde Temel Unsurlar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Pek çok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu, milâdî VII. yüzyılda İslam’latanışmıştır. XI. yüzyıldan itibaren Türklerin yoğun göçüyle oluşan yeni yerleşim alan-ları ve yerel yönetimler Anadolu’yu önemli bir İslam kültür merkezine dönüştür-müştür. Bu süreçte Irak ve İran’da gelişen tasavvuf anlayışı Anadolu’daki dinî yaşamıetkilemiş, Horasan bölgesinden gelen sûfîler de bu yapıyı daha da canlandırmışlardır.Diğer taraftan Anadolu’da Selçuklu ve Eyyûbî dönemine kadar uzanan tasavvufî faa-liyetler kurumsal bir hal almıştır. Siyaset, ilim, sanat, edebiyat ve iktisat alanlarında-ki faaliyetleriyle bu tarikatlar Anadolu’daki toplumsal hayatı çepeçevre kuşatmıştır.Anadolu Selçuklu Devletinin son döneminde ortaya çıkan tarikatlardan Mevlevîlik,adını Horasan bölgesinden buraya göç eden bir aileye mensup olan Mevlânâ Celaled-din-i Rûmî’den almaktadır. Mevlânâ, XIII. yüzyıl Anadolu toplumunun aşina olduğugeleneksel tasavvufî düşünce ve uygulamaları aşan bir söylemle ortaya çıkmıştır. Busöylemiyle de çağdaşlarından farklı olarak din, mezhep ve bölgesel sınırları aşan birtanınırlığa ulaşmıştır. Bu makale Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî’nin Anadolu’nun sınır-larını aşan tasavvufî söyleminin özgünlüğünü ve insana dair genel söylemini konuedinmiştir. Mevlânâ’nın Mesnevî adlı eserindeki söylemlerinden hareketle nasıl ev-rensel bir kişiliğe dönüştüğü hususunun incelenmesi ve nitel yaklaşım yöntemi ileelde edilecek verilerle konunun tahlil edilmesi amaçlanmaktadır.
Anatolia, home to many cultures and civilizations, was introduced to Islam in the 7thcentury AD. From the 9th century onwards, new settlements and local administrationsformed by the intensive migration of Turks transformed Anatolia into an importantIslamic cultural centre. In this process, Sūfism understanding developed in Iraq andIran affected the religious life in Anatolia, and Sūfīs coming from the Khorasan regionfurther revitalized this structure. On the other hand, Sūfī activities in Anatolia datingback to the Seljuk and Ayyubid periods became institutionalized. With their activi-ties in the fields of politics, science, art, literature, and economics, these Sūfī ordersencircled the social life in Anatolia. Mawlaviyya, one of the orders that emerged inthe last period of the Anatolian Seljuk State, takes its name from Mawlānā Jalāl al-Dīn Rūmī, who belonged to a family that migrated here from the Khorasan region.Mawlana emerged with a discourse that transcended the traditional Sūfī thought andpractices familiar to the 13th-century Anatolian society. With this discourse, unlikehis contemporaries, he reached a recognition that transcended religious, sectarian,and regional boundaries. This article deals with the originality of Mawlānā Jalāl al-Dīn Rūmī’s Sūfī discourse that transcends time and space and, his general discourseon humanity. It aims to examine how Mawlānā became a universal personality basedon his discourses in his work Masnawī and to analyse the subject with the data to beobtained with the qualitative approach method.









