Sudan'da etnik ve dini aidiyetlerin yükselişi ve ulusal bütünleşme sorunu
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Farklılıkların buluşma noktasında yeralan Sudan için kullanılagelen "Afrika'nın mikrokozmozu" tabiri ülkedeki kültürel zenginliği ortaya koyarken bu durum aynı zamanda da 1956 yılında İngiliz-Mısır idaresinden bağımsızlık kazanan Sudan devleti için önemli bir sorun alanın varlığına işaret etmektedir. Sömürgecilik yıllarında Batılı siyaset ve toplum tarzı ile tanışan Sudan bağımsızlık sonrası evrede ulus tezini Arap-İslam ve Afro-Arap sentezlerin yanında İslami bir topluluk üzerine oturtmaya çalışırken bu tasavvurların dışında kalan toplulukların devletle ilişkileri önemli hâle gelmiştir. İktidarlar nezdinde ekspres uluslaşma yoluyla hızla toplumsal inşa sürecinin başlaması bu durumun paralelinde tahribatı yüksek iç savaş ve çatışmalar doğururken karşılaşılan silahlı direnişle birlikte devlet de toplumu dönüştürücü politikalarından vazgeçerek çoğulcu bir anlayışı benimsemek durumunda kalmıştır. Bu süreçte etkisiz ulusal entegrasyon politikaları neticesinde Kuzey-Güney entegrasyonun siyasi, ekonomik ve sosyal alanda zayıf kalırken ülkede etnik ve dini aidiyetlere dayalı kimlik siyasetinin yükselişe geçişinin Sudan için son derece ağır bir parçalanma getirdiği görülmüştür. Sudan'da etnik ve dini kimlikleri merkeze alarak yürürlüğe konan ulusal entegrasyon sürecine odaklanan bu akademik çalışma ortaya koyduğu sav çerçevesinde sömürgecilik evresinden sorunlu bir yapı ve çok-kültürlü bir toplum devralan Sudan devletinin toplumu dönüştürmeye yönelik ulusal entegrasyon politikaları ile 2011 yılında yaşanan Güney Sudan'ın bağımsızlığı arasındaki korelasyonu ele almaktadır.
The description "microcosmos of Africa" having been used for Sudan that locates on intersection of different cultural regions not only indicates cultural richness of the country but also indicates an important problem area for the Sudanese state that gained independence from the British-Egyptian Condominium in 1956. While Western political and social structures gained momentum in Sudan during the colonial era, Arab-Islamic and Afro-Arab syntheses as well as Islamic nation-building approaches that utilized in post-independence era have brought relations of non-Arab and non-Muslim communities with the Sudanese state to a critical level. As result of armed resistance of various communities against express nationalization process seeking in a fast way to construct a community suites to the state as well as destructive civil wars and conflicts has resulted the state to accept pluralist approach instead of assimilating for the sake of national integration. It is observed that while political, economic and social integration between the North and South Sudan remained weak as a result of ineffective national integration policies during the nation-building processes, rise of ethnic and religious identity politics created stronger secessionist tendencies within the Sudan. Through the framework of its assumption, this academic work focusing ethnic and religious identities role in the national integration examines correlation between 2011 secession in Sudan and national integration policies implemented by the post-colonial Sudanese state that inherited multicultural and disunited communal structure from the colonial state.









