Kur’ân’ın Anlaşılmasında Hitâbî Dilin Bir Özelliği Olarak Takdîm-Te’hîr Üslûbu: Mü’min Sûresi 46. Ayet Örneği
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Kur’ân-ı Kerim’in tarihsel bağlamının yanı sıra metin yapısına ait özelliklerinin bilinmesi, onun anlaşılması ve yorumlanması açısından son derece önemlidir. Çünkü bu metinsel özellikler ilk muhatapların diliyle çok yakından alakalıdır. Bilindiği üzere ilâhî kelamın ilk muhatapları, yazılı kültür alışkanlığına sahip olmayan, sözlü gelenek ve düşünce tarzını benimsemiş kimselerden müteşekkildi. Bu çerçevede toplumun gündelik dil özelliklerinin, Hz. Peygamber’e (a.s.) sözlü şekilde nâzil olan Kur’ân’a yansıdığını söylemek mümkündür. Bu makalede öncelikle, sözlü dilin bir özelliği olarak takdîm-te’hîr üslûbu üzerinde durulmuş, bunun bir örneği olarak Mü’min Sûresi 46. ayet incelenmiştir. Zira makale, söylenen söze dikkat çekmek için kullanılan takdim-te’hîr üslûbunun, ayetlerin doğru anlaşılmasına katkı sağlayabileceği iddiasındadır. Ayrıca, şifâhî söz kitabî metne dönüştüğünde, ilk anda fark edilemeyen takdim-te’hîr gibi sözlü dile ait bir özelliğin, ancak o sözün bağlamının tespiti ile izâle edileceği belirtilmelidir. Bu doğrultuda çalışmada, örneklem olarak Mü’min Sûresi 46. ayet değerlendirilmiştir. Söz konusu ayet, ilk olarak kendi tarihsel zemininde ele alınmış, müşriklerin Hz. Peygamber’i (a.s.) öldürme planları yaptıkları bir atmosferde, Rasûlü ve müminleri cesaretlendirmek aynı zamanda teskin etmek üzere nâzil olduğu görülmüştür. Dolayısıyla bu makale, Kur’ân’ın hitabî dilinin kitâbî metne dönüşmesiyle birlikte ayetlerin kaybolan bağlamının tespit edilmesi gerektiği ve takdim-te’hîr gibi toplumun gündelik dilinde var olan özelliklerin anlama katkı sunabileceği varsayımıyla kaleme alınmıştır.
Knowing the historical context of the Holy Qur'an as well as its textual features is extremely important for its understanding and interpretation. As is known, the first interlocutors of the divine word consisted of people who did not have the habit of written culture and adopted the oral tradition and way of thinking. In this framework, it is possible to say that the characteristics of the daily language of the society were reflected in the Qur'an, which was revealed to the Prophet (pbuh) as an oral address. In addition, it should be stated that when the spoken word turns into a scriptural text, a feature of the spoken language, such as taqdı̄m-te'hīr, which cannot be recognised at first, can only be eliminated by determining the context of that Word. Therefore, in this article, it is emphasised that the lost context of the verses should be identified with the transformation of the Qur'an's rhetorical language into a scriptural text and that the features such as taqdı̄m and ta'hīr that exist in the everyday language of the society can contribute to the understanding.









