Bazı Balkan şehir örneklerinden hareketle Osmanlı döneminde vakıfların rolü
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İslam medeniyeti, kurmuş olduğu şehirler ile “var ve görünür” olmuştur. Bu medeniyeti oluşturan unsurların teşekkülüne, çeşitlenmesine ve gelişmesine İslam şehirleri kaynaklık etmiştir. İslam şehirleri ayrıca kendisini diri tutucu ve kendisine bağlı bireylerin birlikte yaşamalarına zemin hazırlayıcı bir sosyal bünyeyi de inşa etmektedir. Söz konusu sosyal bünyeye dostluk imkanları geliştirilmesi suretiyle ortak yaşam ufku belirlenmiş; ortak iyi tasavvuruyla fertler farklı inançtan olsalar da birlikte yaşamanın en ideal şeklini göstermişlerdir. (Kala, 2015:163-164) İslâm şehri, Hz. Adem’in Kâbe’yi inşâsı ve Mekke şehrinin oluşmasıyla başlamış, Hz. İbrahim’in Kâbe’yi yeniden inşâsıyla devam etmiş ve Hz. Peygamber’in (sav) Medine’yi İslâm devletinin başşehri olarak kurması ve Mekke’yi putlardan temizlemesiyle tekâmül etmiştir. Binlerce yıllık semâvî tecrübenin sonucu olarak ortaya çıkan İslâm şehrinin prototipi’ni teşkil eden Medine’nin kuruluşundan sonra dünya’nın muhtelif yerlerinde, bu prototip çerçevesinde olmak kaydıyla ve yerel kültürlerden etkilenilerek birçok İslâm şehri kurulmuştur. Sil baştan kurulan şehirler olduğu gibi farklı din ve kültürlerin hâkim olduğu yerlerde İslâm şehri hüviyetinin kazandırıldığı birçok şehir olmuştur.









