Zamanların En İyisiydi, Zamanların En Kötüsüydü: On Dokuzuncu Yüzyıl Britanya’sına Dair Bir Panorama Denemesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Ülkemizdeki yaygın Batı-karşıtlığının ve komplo teoriciliğinin referans dünyasında önemli yer tutan “kötü şöhretli” isimler ço ğunlukla Britanyalıdır. Bu algının var ettiği Anglofobia’da finans imparatoru Nathan Mayer Rothschild, Türk-karşıtı başbakan William Gladstone, evrim teorisinin sahibi Charles Darwin, sö mürgeciliğin sembol ismi Cecil Rhodes (hatta Ortadoğu’yu kök ten dönüştüren “İngiliz derin devleti”nin ajanları Gertrude Bell ve T. E. Lawrence) gibi isimleri var eden uzun on dokuzuncu yüz yılın (1776-1914) Britanya’sı, Tanzimattan beri maruz kaldığımız birçok kötülüğün beşiği sayılmaktadır. Ancak aynı Britanya, Türkiye’deki okurların çok sevdiği William Blake, Mary Shelley, Charles Dickens, Oscar Wilde, Arthur Conan Doyle gibi sanatçıları da yetiştirmiştir. Britanya bir yandan sürgün entelektüeller için hürriyetin anavatanı olarak görülmüş; diğer yandan modern devlet inşasında bürokrasimiz için anayasacılıktan kurumsallaşma çabalarına dek modernleşme sürecimize üç ana modelden biri olmuştur. Buralardan bakınca bir yüzü yazı, bir yüzü tuğra kadar farklı görülen bu ülkeyi, uzun on dokuzuncu yüzyılın Britanya’sını en doğru nasıl tahayyül et mek gerektiği sorusu ilgi çekici bir hal almaya başlamaktadır. Ben burada –pek çok şeyin eksik kalacağını bilmekle beraber– hızlıca bir panorama çıkarmaya ve böylelikle, özellikle Charles Dickens romanlarının toplumsal arka planından aşina olduğumuz bir dö nüşüm çağına dair meraklılarına biraz olsun fikir vermeyi amaç lamaktayım









