İlâhî Bilginin Mahiyeti Konusunda Muhakkik Sûfîlerin Ehl-i NazaraYönelttikleri Eleştiriler
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İlâhî bilginin mahiyeti, Meşşâî, İşrâkî ve Kelâmî gelenekler içinde üzerinde durulanönemli konulardan biridir. İbn Sînâ’nın (ö. 428/1037), ilâhî bilginin mahiyeti hak-kındaki görüşleri, özellikle de Hakk’ın eşyaya dair bilgisinin küllî olduğu yönündekiifadeleri, kendisinden sonra ciddi tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmaların genelçerçevesi, Hak Teâlâ’nın bilgisinin, eşya yaratılmadan önce ve yaratıldıktan sonra neşekilde olduğu meselesidir. Yani Hakk’ın eşyaya dair bilgisi husûlî midir, yoksa huzûrîmi? Küllî midir, cüzî midir? Bu konuda, İbn Sînâ’nın açıklamalarına hem kelâmî hemde işrâkî gelenekler içerisinde çeşitli eleştiriler yöneltilmiş, muhakkik sûfîler de ben-zer eleştiriler getirmiştir. Ancak muhakkik sûfîler, her iki geleneğin açıklamalarınıyetersiz bulmuş ve meseleyi vahdet-i vücûd anlayışı çerçevesinde çözüme kavuştur-mayı amaçlamışlardır. Eleştirilerin merkezinde İbn Sînâ’nın görüşleri bulunduğu için,bu çalışmada öncelikle İbn Sînâ’nın ilâhî bilginin mahiyeti konusundaki görüşlerinikısaca açıklayacağız. Daha sonra sırasıyla Gazzâlî (ö. 505/1111), Fahreddin Râzî (ö.606/1210), Maktûl Sühreverdî (ö. 587/1191) ve Nasîrüddîn Tûsî’nin (ö. 672/1274)İbn Sînâ’ya yönelik eleştirilerine yer vererek, bu düşünürlerin itirazlarının esasınıtespit etmeye çalışacağız. Çalışmamızın asıl kısmını ise muhakkik sûfîlerin, Sadred-din Konevî (ö. 673/1274), Dâvûd Kayserî (ö. 751/1350) ve Sâinüddîn İbn Türke (ö.836/1432) gibi isimlerden hareketle geliştirdikleri bakış açısını ortaya koymaya ayı-racağız.
The nature of divine knowledge is one of the key subjects discussed within theMashshā'ī, Ishrāqī, and Kalām traditions. Ibn Sīna’s (ö. 428/1037) views on the naā-ture of divine knowledge, particularly his claim that God’s knowledge of things isuniversal (kullī), sparked serious debates after him.The general framework of these discussions concerns the nature of God’s knowledgebefore and after the creation of things. In other words, is God’s knowledge of thingsconceptual (husūlī) or intuitive (hudhūrī)? Is it universal (kullī) or particular (juz’ī)?In this matter, both the kalām and īshrāqī thinkers have directed various critiquesagainst Ibn Sīna’s explanations, as well as similar critiques by the muhaqqiq Sūfīs.However, the muhaqqiq Sūfīs found the explanations of both schools inadequate andaimed to resolve the issue within the framework of the concept of wahdat al-wujūd.Since the source of the critiques is Ibn Sina’s understanding, in this study we will firstbriefly explain his views on the nature of divine knowledge. Then, we will presentthe critiques of al-Ghazālī (ö. 505/1111), Fakhr al-Dīn al-Rāzī (ö. 606/1210), MaqtūlSuhrawardī (ö. 587/1191), and Nasīr al-Dīn al-Tūsī (ö. 672/1274) to Ibn Sīna, andthus attempt to determine the core of their objections. Finally, in the main part ofour study we will address the perspective of viewpoints which the muhaqqiq Sūfīsdrawing on figures such as Sadr al-Dīn al-Qūnawī (ö. 673/1274), Dāwūd al-Qayṣarī(ö. 751/1350), and Saʿīn al-Dīn Ibn Turkah (ö. 836/1432)









