Ahiretle İlgili Kur’ani Kavramların Arap Dili Açısından Tahlili
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Ahiret inancı, İslam düşüncesinin metafizik temellerinden biri olup bireyin davranışlarını yönlendiren güçlü bir iman unsurudur. Kur’ân-ı Kerîm, bu inancı kavramsal derinlik ve ahlaki yönüyle ele alarak mü’minin dünya hayatına yön verir. Bu çalışmada, ahiret kavramı arap dili açısından Kur’ân merkezli bir yaklaşımla değerlendirilmiş; kıyamet, ölüm, diriliş (ba‘s), toplanma (haşr), hesap, mîzân, şefâat, cennet ve cehennem gibi temel başlıklar etrafında sistematik bir inceleme yapılmıştır. İlgili kavramlar hem dilsel hem de bağlamsal açıdan analiz edilerek Kur’ân’ın anlam evreni içinde değerlendirilmiştir. Ayrıca bu inancın bireysel sorumluluk, toplumsal adalet ve ahlaki bilinç üzerindeki etkilerine dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak Kur’ân’da ahiret tasavvuru yalnızca uhrevî bir beklenti değil; hayatı anlamlandıran, sorumluluk duygusunu besleyen ve bireyi sürekli murâkabe hâlinde tutan bir iman dinamiği olarak ortaya konmuştur
Belief in the afterlife is one of the metaphysical foundations of Islamic thought and serves as a powerful element of faith that guides individual behavior. The Qur’an addresses this belief with both conceptual depth and moral perspective, directing the believer’s worldly life accordingly. This study evaluates the concept of the afterlife through a Qur’an-centered approach, systematically examining major themes such as the Day of Judgment, death, resurrection (baʿth), gathering (ḥashr), reckoning (ḥisāb), balance (mīzān), intercession (shafāʿa), paradise, and hell. These concepts are analyzed linguistically and contextually within the semantic framework of the Qur’an. Furthermore, the impact of this belief on individual responsibility, social justice, and moral consciousness is highlighted. In conclusion, the Qur’anic portrayal of the afterlife is not merely an eschatological expectation, but rather a dynamic faith principle that gives meaning to life, nourishes a sense of accountability, and instills a constant state of spiritual self-awareness (murāqabah) in the believer.









