Üreme çağındaki kadınların cinsel işlevleri ile çocukluk çağı travmaları ve disosiyatif belirtileri arasındaki ilişkiler
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Mevcut çalışma kapsamında bugünlerde özellikle Türkiye’de sayıca öteki çalışmalara kıyasla az olan cinsellik araştırmalarına katkı sağlamak, çokça konuşulmayan bu konuları güncel bir perspektif ile ele almak ve kadınların cinsel işlev belirtilerinin çocukluk çağı travmaları ve disosiyatif belirtilerle olan ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Buna ek olarak üreme çağındaki kadınların çoklu partner ilişkilerinin, cinsel birliktelik sırasında korunma tercihlerinin, istemsiz gebelik ve kürtaj yaşantılarının ve cinsel yolla bulaşıcı hastalık deneyimlerinin çocukluk çağı travmaları ve disosiyatif belirtiler ile bağıntılı olup olmadığı değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Türkiye’de yaşayan 25-45 yaş arası kadın katılımcılardan oluşmaktadır. Katılımcılara Cinsel Belirti İndeksi Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Disosiyatif Belirtiler Ölçeği uygulanmıştır. Ek olarak demografik bilgiler, cinsel korunma tercihleri, çoklu partner ilişkileri, kürtaj ve istemsiz gebelik yaşantıları hakkında bilgi alınmıştır. Cinsel işlev belirtilerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına ilişkin analizler gerçekleştirilmiş ve araştırmanın temel amacı doğrultusunda çocukluk çağı travmaları, disosiyatif belirtiler ve cinsel işlev belirtileri arasındaki korelasyonlara ve çocukluk çağı travmaları ile disosiyatif belirtilerin cinsel işlev belirtilerini yordayıp yordamadığına bakılmıştır. Sonuçlara göre çocukluk çağı travmaları ve disosiyatif belirtiler arasında pozitif yönde, cinsel işlev belirtileri ile çocukluk çağı travmaları arasında negatif yönde ve cinsel işlev belirtileri ile disosiyatif belirtiler arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Çocukluk çağı travmaları ve disosiyatif belirtiler birlikte regresyon modellerine alındığında çocukluk çağı travmalarının daha iyi bir yordayıcı olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte elde edilen sonuçlar bir bütün halinde ele alındığında cinsel işlev belirtilerinin anlaşılmasında çocukluk çağı travmalarının tek başına yeterli olmayabileceği ve daha bütüncül bir bakış açısının gerekli olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Within the scope of the current study, it is aimed to contribute to sexuality research, which is few in number compared to other studies, especially in Turkey these days, to address these issues that are not talked about much from a current perspective, and to examine the relationship between women's sexual function symptoms and childhood traumas and dissociative symptoms. In addition, it was evaluated whether the multiple partner relationships of women of reproductive age, their preferences for protection during sexual intercourse, their experiences of unintentional pregnancy and abortion, and their experiences of sexually transmitted diseases were related to childhood traumas and dissociative symptoms. The sample of the research consists of female participants between the ages of 25-45 living in Turkey. Sexual Symptom Index Scale, Childhood Trauma Scale and Dissociative Symptoms Scale were administered to the participants. Additionally, information was obtained about demographic information, sexual protection preferences, multiple partner relationships, abortion and unintended pregnancy experiences. Analyzes were carried out to determine whether sexual function symptoms differed according to demographic variables, and in line with the main purpose of the research, the correlations between childhood traumas, dissociative symptoms and sexual function symptoms and whether childhood traumas and dissociative symptoms predicted sexual function symptoms were examined. According to the results, statistically significant relationships were found in the positive direction between childhood traumas and dissociative symptoms, in the negative direction between sexual function symptoms and childhood traumas, and in the negative direction between sexual function symptoms and dissociative symptoms. When childhood traumas and dissociative symptoms were taken into regression models together, it was concluded that childhood traumas could be a better predictor. However, when the results obtained were considered as a whole, it was concluded that childhood traumas alone may not be sufficient to understand sexual function symptoms and a more holistic perspective may be required.









