Sağlık Yapılarının Biyofilik Tasarım Kriterlerine Göre İncelenmesi: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Örneği
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İnsanoğlu varoluşundan itibaren sağlığını koruma ihtiyacı ile hareket etmiş, bu ihtiyaç işlevsel ve estetik bir tasarım yaklaşımıyla birleşerek mimari tasarıma da yansımıştır. Günümüz sağlık sistemlerindeki tasarım anlayışı yalnızca fiziksel iyileşmeye odaklanan bir yaklaşım olmakla birlikte zihinsel sağlığı göz ardı etmektedir. Bu çalışmayla, mekân tasarımının sadece tedavi edici fonksiyonlarla değil, aynı zamanda kullanıcıların psikolojik refahına odaklanan tasarımlar olması gerektiği de vurgulanmaktadır. Bu tasarım felsefesiyle örtüşen biyofilik tasarım, yalnızca işlevsel ve estetik bir disiplin değil, aynı zamanda zihinsel refahı destekleyen bir tasarım anlayışıdır. Bu çalışma, biyofilik tasarım ilkelerinin doğa ile iç mekân arasında organik bir bağ kurma hedefini, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi gibi modern şehir hastaneleri kategorisinde yer alan bir sağlık yapısı üzerinde nasıl uygulandığını incelemektedir. Aynı zamanda bu tasarım yaklaşımının sağlık sektöründeki potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Yöntem olarak, analizlerde Browning, Ryan ve Clancy tarafından belirlenmiş olan 14 Biyofilik Tasarım Deneyimi ve İlkesi temel alınarak Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nin biyofilik tasarım ilkelerine ne ölçüde uyulduğu ve bu tasarımın iç mekân kullanıcıları üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Sonuçlar bölümünde, mevcut tasarımlar ile belirtilen ilkelerin ne kadar örtüştüğü, aynı zamanda biyofilik tasarımın uygulanabilirliği üzerine detaylı bir analiz yapılarak sağlık yapılarında biyofilik tasarım kriterlerinin uygulanmasının gerekliliği vurgulanmaktadır.
Since the beginning of human existence, the need to preserve health has driven individuals, and this necessity has been reflected in architectural design through a combination of functional and aesthetic approaches. Contemporary design philosophy in healthcare systems, while primarily focusing on physical recovery, tends to overlook mental health. With this study, the emphasis is placed on the notion that spatial design should not only serve therapeutic functions but also prioritize designs that cater to users' psychological well-being. The biophilic design, aligning with this design philosophy, is not merely a functional and aesthetic discipline but also a design approach that supports mental well-being. This study investigates the application of biophilic design principles in establishing an organic connection between nature and interior spaces, focusing on a health facility within the category of modern city hospitals, such as Başakşehir Çam ve Sakura City Hospital. Additionally, the study aims to unveil the potential of this design approach within the healthcare sector. As a method, the study relies on the 14 Biophilic Design Experiences and Principles identified by Browning, Ryan, and Clancy to analyze the extent to which Başakşehir Çam ve Sakura City Hospital adheres to biophilic design principles and evaluates the effects of this design on interior space users. The results section assesses the degree of alignment between the existing designs and the specified principles. Additionally, a detailed contemplation is provided on the feasibility of biophilic design, emphasizing the necessity of implementing biophilic design criteria in healthcare structures.









