Türk Usulü Laiklik Türkiye’yi Taşıma Kapasitesine Sahip mi?
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İlk soru, “Hıristiyanlıkla, hususen Katolik kilisesiyle alakalı büyük ve sarsıcı bir meselenin İslâm dünyasında, Osmanlı ve Türkiye topraklarında işi ne?” şeklinde sorulabilir. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi bir şey mi bu? Laiklik bahsinde sıhhatli ve derinlikli tahliller ve değerlendirmeler yapmak için dinî, felsefî ve tarihî, kültürel yönleri de olan bu başlangıç soru sundan kaçarak yol almak herhalde mümkün değil. “Muasır medeniyet seviyesi”ne yükselmek gibi sadece hissî ve hamasî açıklamalarla ve ciddi müzakerelere konu edilmeden geçiştirilebilecek cinsten bir problem olmadığı için de bu soru hep karşımıza çıkacak. Ayrıca Sünnî İslâm dünyasında din ile devlet hep iç içe (eski tabirle “tev’em”, ikiz) olagel miştir. Osmanlıların çok kullandığı “Din ü devlet, mülk ü millet” kalıp ifadelerinin bir yanında din, diğer yanında devlet vardır. Birinin diğerine göre konumu karşı karşıya değil yan yana-bi tişik olmuştur. Millet, din demektir, bu sebeple din üzerinden tanımlanan cemaatin-cemiyetin, toplumun adı da millettir. Bu millet nation değildir. Bir de “Din asıl, devlet onun fer‘idir” kalıp ifadesi var. Burada devlet kökü ve ana gövdesi din olan bir büyük yapının dalları olarak res medilmiştir. İslâm tarihinin ve kültürünün asırların içinden genişletip derinleştirerek önümüze getirdiği, giderek din, dil ve dünyamıza yerleştirdiği bu sosyokültürel gerçek Müslüman Türk ler için muhtemelen İslâmiyet öncesi Türk kültürünün din-devlet anlayışıyla da teyit edilmiş, güçlendirilmiştir. Mütedeyyin halkın, vatandaşın meseleye bakışı da farkına varılsın varılmasın böyle teşekkül etmiştir.









