Öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesiyle eğitim için öneriler
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Ülkeler insanları ile var olur. Ülkelerin Dünya üzerindeki konumları işgücündeki insanlarının ürettikleri ve dünyaya sattıkları ile ölçülür oldu. Üretmeyen ülkeler dışa bağımlı ve özgürlükten uzak durumdalar. Yirminci yüzyılda başlayan sermayeye dayalı küreselleşme süreci yirmi birinci yüzyılda sermayeye eklenen bilgi gücü ile hâkimiyetini sürdürüyor. Yeni stratejiler ile bir önceki yüzyıldan daha farklı bir hâkimiyet durumuna doğru eviriliyor. Özellikle 2020 yılının ilk çeyreğinde Çin kaynaklı başlayan ve tüm dünyayı etkisine alan COVİD-19 salgını ile yüzyılın ilk 20 yılında kendini hissettiren dalgalanmalar ve dönüşümler farklı bir evreye geçmiş bulunuyor. Küreselleşme ile varılmak istenen hedeflere; 20.yüzyılın son çeyreğinden 21. yüzyılın ilk çeyreğine kadar geçen yaklaşık elli yıllık zaman dilimi çok hızlı değişimler yaşanarak, kısmen ulaşıldı. Ancak içinde insanlık adına adalet, merhamet ve sevgi gibi herhangi bir özellik barındırmayan küreselleşme süreci, gelişmemiş toplumları daha da gelişmemiş bir hale getirerek yeni bir kölelik düzenini hızla ve yaygın olarak tesis etmek üzereydi. Ama insan iradesinin üzerinde bir kudret ile ortaya çıkan, gelişmiş-gelişmemiş, zengin-fakir, doğu-batı ayrımı yapmadan her yere çok hızlı yayılan salgın; geçmişteki fetihler gibi, buluşlar gibi insanoğlunun tarihini değiştirecek yeni bir sürece girilmesine sebep oldu.İkinci dünya savaşı sonrası kapitalizmin dünyaya hâkim olmasını hedefleyen küreselleşme böylece kesintiye uğrama, engellenme ile karşı karşıya kaldı. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında her geçen on yılda daha da hızlı gelişim gösteren bilgi çağının ayak sesleri; balta girmemiş amazon ormanlarına, insanlığın geniş bir yaşam alanı oluşturamadığı kutuplara kadar hakim olarak, küreselleşmenin yaygınlaşması ve genişlemesi için gerekli her türlü alt yapıyı hazırladı. Küreselleşme ile sadece üretim değil hizmet sektörleri de ulusal sınırların dışına taşmaya ve ülkeden ülkeye yayılmaya başladı. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde, gelişmiş ülkelerin gelirlerinin büyük bir kısmı eğitim sektöründen gelmekteydi.









