Anbetname: Yahut Mustafa Kara’nın Doğduğu Yere Dair…

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Dergâh Yayınları

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/closedAccess

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Dergi sayısı

Özet

Belki hâlâ o besteler çalınır Gemiler geçmeyen bir ummanda … Çayırın gülmesi/gülümsemesi nedir bilir misiniz? Annem gözelerden suları verilmiş eğimli otluklara, ışıldayan damlalara karşı yakadan veya yandan bakıp “çayir culeyi” der, otların iki üç merhale sonraki gümrah ve yemyeşil halini görür gibi keyiflenirdi1 . Tabiatla haşir neşir olmanın zevk ve bereketlerinden sadece biridir bu… Yağmurun çokça yağdığı bir memlekette sulu çayır-kuru çayır ayırımı olur mu demeyin. Arklarla (mahalli dilde harkla) sulanmayan otluk çayırlarda ot (çimen) hem kısa ve seyrek hem de az olur. Çünkü dipleri kabarmaz ve güçlenmez. Bu sebeple kuru çayırda yüksek ve sapı kalın olanlar (karanes, pamboğoti meselâ) başta olmak üzere her ot yetişmez. Hayvanlar ve geçimleri büyük ölçüde onlara, süt ürünlerine (sut kısmine) bağlı olan ev halkı kışı nasıl geçirip bahara erişecek?! Mart ayında küçük derelerin, ırmakların bile suyu bol olur. Dağlardan, tepelerden kar suyu iner, ırmaklar, dereler giderek gürleşip çağıldar, taşıdığı toz toprak ve tabiî gübre yerine geçen kuru yaprak oranı artar. Soğuk ve berraktır… Yüksek yerlerin kuzey kısımlarında ve sık, gümrah ormanların yapraklarla, çalı çırpı ile örtülü alt kısımlarında hâlâ kar parçaları vardır. Onlar bir müddet daha dereleri, ırmakları serin ve bereketli sularıyla besleyecektir. Bir de kuzey ve kuytu yerlerde buz kesip iyice sertleşen kar adacıkları olur… Derelerin güneş görmez derin kısımlarında bazen köprü vazifesi bile görürler. Bunlara mahalli tabirle zam denir ve derelerin üstünde olanlar aynı zamanda geçerken çökme tehlikesi taşır. Dikkat ister. Rahmetli annem Anbet deresinde, hamile olan genç bir kadının, Hala Çıngana’nın gelininin (babamın teyzesinin torunu oluyor) sırtındaki yaş ve ağır karamiş (taze inek yiyeceği olarak dağlık yerlerden yapılan bir tür yabani taflan yaprağı) yüküyle zama düştüğünü ve çıkamayarak orada derenin, suyun içinde boğularak vefat ettiğini anla tırdı…. Haber vermişler, dedem gitmiş çıkarmış onu. Mart ayı sulu çayırı olanlar için hark açma zamanıdır. Çoğunlukla erkeklerin yaptığı bir iştir bu. Kazma, kürek, vara (büyük çekiç)… omuzda erkenden yola çıkılır ve bir, birbuçuk saatlik mesafedeki çayıra, harkın başına, derenin, ırmağın ağızına varılır. Su soğuktur ama temiz ve boldur. Karın-kışın ve bollaşan suyun sürükleyip getirdikleri harkın başını bozmuş, suyu harka doğru çeviren taşları yerinden etmiş, duvarımsı yerleri yıkmıştır. Harkın içi de toprakla, çalıçırpı ile, kuru yapraklarla dolmuş, birbuçuk-iki metre aralıklı ve suyu harktan çayıra dağıtan gözeler tıkanmıştır. İlk iş olarak dere ağzından suyu tekrar harka bağlamak için irili ufaklı taşları düzmek, duvarımsı kısımları yapmak, suyun sızarak akıp gitmemesi için taşların arasını sert toprakla, ot dipleri/kökleriyle (poççalarla), geniş ve sert yapraklarla doldurmak lazım. Bir değirmen çevirecek kadar su bazen 150-200 metre uzunluğundaki harka girdi mi onu takip etmek yeter; hem ağzı geniş kazma (çağan kazması) ile onun önünü açacak hem de soğuğa aldırmadan ellerinizi de kullanarak onlarca gözeye bir bir paylaştıracaksınız… Hayli eğilimli arazide gözelerden henüz yeni yeni yeşillenmeye başlayan ot köklerinin (kulçılerin) diplerine doğru yürüyen su ve damlalar güneşin altında gümüşi ışıltılar sa çarak akmaya, damlamaya başlamıştır. Karşıdan yahut yan taraftan bakan için çayırın gülmesi işte tam da budur.

Açıklama

Mustafa Kara Kitabı / Editors:İsmail Kara, Abdurrezzak Tek, Betül Kara -- Dergâh Yayınları -- ISBN 978-625-6839-98-4 -- 2024.

Anahtar Kelimeler

Kaynak

Mustafa Kara Kitabı

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren