Su Yollarının Islahında Ayamama Örneği Üzerinden Kentsel Planlama ve Tasarım Kriterlerinin Belirlenmesi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Dere nehir, ırmak ve akarsular yerleşim yerlerinin geliştiği düğüm noktaları olan medeniyetlerin, uygarlıkların doğduğu büyüdüğü veya sona erdiği mekanlardır. Tez çalışmasında kent içinde kalan doğal ve yapay kentsel akışların bütünü için "Su Yolları" terimi kullanılmıştır. Mezopotamya, Hitit, Çin, Hint medeniyetleri birer su uygarlığıdır. Su yolları ilk dönem içme ve evsel ihtiyaçlar için sonraları tarımda, su değirmenlerinde, kağıt üretiminde ve ulaşım-nakliye işlerinde kullanılmıştır. Bu kullanımlar sırasında kendilerine yapılan müdahale ve zararlar tolere edilebilir sınırlar içinde kalmıştır. Sanayi dönemi ile kırsal alanlardan kentlere göçler başlamış, dere ve nehir çevrelerine fabrikalar kurulmuş, limanlar yapılmış, ulaşım için yol ve kavşaklar inşa edilmiştir. Akarsu havzalarında yaşayan insan sayısı artmış, kanalizasyon ve sanayi atıkları akarsu yataklarına deşarj edilmeye başlanmıştır. Hatta belirli bir dönem kanalizasyon atıkları tarım arazilerine bile boşaltılmıştır. Kent içi akarsu havzaları doğal yapılarını kaybederek kentsel alanların bir parçası haline gelmiştir. Kent içi akarsu havzaları doğal özellikleri kaybettiği için dere ve nehirlerin su kaynakları azalmış ve düzensizleşmiştir. Sel olayları sürekli meydana gelen döngüsel olaylar olmasına rağmen kent içi akarsu havzalarının geçiririmlik özelliğini kaybetmesi ve taşkın yataklarının da işgal edilmesi ile sıklığı, yıkıcılığı ve şiddeti artmıştır. Gelişen mühendislik teknikleri yağışlar ile oluşan yüzeysel suların hızlı bir şekilde kent alanlarından uzaklaştırılmasında kullanılmıştır. Bu kapsamda su yolları düzleştirilmiş, beton kanallar içine alınmış ve çevrelerine de beton setler yapılmıştır. Sanayi alanları 20. Yüzyılın ikinci yarısında kent içinden kent eteklerine doğru yer değiştirmiş ve kent içi su yolları çevreleri ile kahverengi, güvensiz, fonksiyonlarını kaybetmiş bölgeler olarak ortaya çıkmıştır. Su yollarının havzaları kentlerin yapısının değişikliği ile eşdeğer olarak değişmiş, aşırı yapılaşmıştır. Aşırı yapılaşma gösteren bu havzalarda yağış sularından oluşan yüzeysel akışın miktarını azaltacak, yüzeysel akışın su yollarına ulaşım süresini arttırabilecek, aynı zamanda yüzeysel akış sularının buharlaşabileceği, depolanabileceği, sızabileceği planlama alternatifleri araştırılmış ve planlamada kullanılabilecek yeni çözüm arayışları sorgulanmıştır. Tez çalışmasında kent içi su yollarının yeniden planlanmasında kullanılabilecek kentsel planlama ve tasarım kriterlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca dere ve nehir yataklarının form ve şekilleri hakkında evrensel kurallar incelenmiştir. Doğal ve sürdürülebilir yapılarını devam ettiren, bozulan, geleneksel mühendislik yöntemleri ile ıslah edilen ve son dönemde projelendirilerek kentsel açık mekan işlevine sahip birçok kentsel akarsu incelenmiştir. Özellikle kentsel mekan ve rekreasyonel alan özelliklerine sahip su yollarından 17 örnek seçilmiştir. Seçilen örneklerde uygulanmış çözümler hidrolojik, ekolojik, kentsel planlama, ve rekreasyon çözüm yöntemleri olarak gruplandırılmıştır. Örnek olarak incelenen su yollarından elde edilen çözüm yöntemleri, İstanbul'da havzası ile en fazla deforme olan derelerden biri olan Ayamama üzerinde sınanmıştır. Ayamama Deresi üzerindeki sınama işleminde çözüm yöntemlerinin %50 den fazlasının uygulanabileceği, kalan çözüm yöntemlerinin de dere ve çevresi üzerinde belirli düzenlemeler yapıldıktan sonra uygulanabilmesinin mümkün olduğu tespit edilmiştir.
Streams, rivers, and watercourses are spaces where civilizations and cultures have emerged, flourished, or vanished, serving as the focal points of settlements. In this thesis, the term "Waterways" is used to describe the entirety of natural and artificial urban flows within cities. Civilizations such as Mesopotamia, Hittite, Chinese, and Indian are examples of water civilizations. Initially, waterways were utilized for drinking and domestic needs, later extending to agriculture, water mills, paper production, and transportation. These uses inflicted tolerable levels of intervention and damage to waterways. With the advent of the industrial era, migration from rural areas to cities began, factories were established, ports were constructed, and roads and junctions were built around streams and rivers. The population in river basins increased, and wastewater and industrial discharges began to be dumped into watercourses. At one point, sewage waste even was dumped on the agricultural lands. As urban river basins lost their natural characteristics, they became an integrated part of urban areas, leading to decreased and irregular water supplies in rivers and streams. Although floods are cyclical events, the loss of permeability in urban river basins and the encroachment on floodplains have increased the frequency, destructiveness, and intensity of these events. Advancing engineering techniques were employed to rapidly remove surface water generated by precipitation from urban areas. In this context, waterways were straightened, placed into concrete channels, and surrounded by concrete barriers. During the second half of the 20th century, industrial areas moved from city centers to urban fringes. Consequently, urban waterways and their surroundings emerged as brownfield areas—unsafe, dysfunctional regions that had lost their value. The basins of waterways changed equivalently to the structural transformations of cities, becoming overdeveloped. In these overdeveloped basins, alternatives were explored to reduce surface runoff from rainfall, extend the time it takes for surface runoff to reach waterways, and create evaporation, storage, and infiltration opportunities. Also new solution approaches that could be utilized in planning have been explored. The thesis aims to determine urban planning and design criteria that can be utilized in the re-planning of urban waterways. Additionally, universal principles regarding the form and structure of stream and riverbeds were examined. Several urban streams—maintaining their natural and sustainable structures, degraded, rehabilitated through traditional engineering methods, or recently transformed into urban open spaces—were analyzed. Seventeen examples of waterways with urban space and recreational features were selected. Solutions implemented in these examples were categorized as hydrological, ecological, urban planning, and recreational methods. The solution methods derived from these case studies were tested on Ayamama Stream, one of the most deformed river basins in Istanbul. It was determined that over 50% of the solution methods could be implemented, with the remainder being applicable after specific modifications to the stream and its surroundings.









