Demokrasinin Baskı Rejimlerine Dönüşmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Demokrasi literatürünü oluşturanlar, demokrasiyi, İlk/Eski Çağ, Orta Çağ ve Modern Dönem diye genellikle üç kısma ayırırlar. Eski Çağ demokrasilerini İ.Ö. 5. Asırdan başlayıp, Antik Yunan ve Roma Cumhuriyeti deneyimlerini anlatan siyasal bilimciler, Orta Çağ demokrasisini anlatmak için, dönemin İngiliz Kralı Jhon ile Feodaller arasında, 1215 yılında imzalan, Magna Charta Libertatum (Büyük Özgürlük Şartı)’u başlangıcı olarak kabul ederler. 1600’lü yılların ilk yarısında, Büyük Britanya’da yaşanan iç savaşlar sonucunda, 1649 yılında Kral I. Charles idam edildi ve modern demokrasinin başlangıcı sayılabilecek ve 11 yıl sürecek olan Cumhuriyet kuruldu. Yüz yılı aşkın bir süre sonra, adına Amerikan Devrimi denilen ve ABD’nin 1776 yılında Büyük Britanya’dan kopması olarak algılanan Anayasal süreç ile 1789 da gerçekleşen Fransız devrimi ise günümüz modern demokrasilerine en büyük katkıyı sunan diğer iki önemli olaydır. Peki ne oldu da demokrasiler dönem dönem yıkılıp, yeniden kuruldular. Demokrasi olmayan rejimlerin kurucuları bile, neden kendi rejimlerine de demokrasi adını verdi? Bu çalışma da bu soruların cevaplarını bulmak için, ilk olması ve daha sonra gelecek olan bütün rejimlere kaynaklık teşkil etmesi bakımından, Atina Demokrasisine geniş yer verip, diğer rejimleri daha kısa turarak bir anlatım gerçekleştirilecektir. Roma’nın ilk siyasal fikir adamlarından Polybius, yönetim biçimlerinin, Platon’un “Yönetim Sistemleri Döngüsü” çerçevesinde ister istemez belli bir sırayı izlediğini söyler. Bu çalışma, Herakleitos’un, ‘’diyalektik evrende hüküm süren ve kendisinden dolayı var olan her şeyin kendi karşıtına dönüştüğü değişme sürecini, karşıtların birliğini ve bunu ifade eden çelişki mantığı’’ olarak ifade ettiği, diyalektik felsefe bağlamında ‘’her şey zıddıyla kaimdir’’ ilkesini esas alarak, demokrasinin nasıl baskı rejimlerine dönüştüğünü belirlemeyi amaç edinmiştir. Böylece, daha önce üzerinde yeteri kadar durulmamış olan, ‘’demokrasinin baskı rejimlerine dönüşmesinde, demokrasinin kendisinin buna nasıl bir katkı sağladığını’’ ortaya koymuş olacaktır.









