İbn-i Haldun’un Mukaddimesi’nde İktisat Kavramı
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
İbn-i Haldun, İslam düşünce hayatının orijinal fikirleriyle adından sıkça söz ettiren, gerek Doğu ve gerekse Batı’da tanınmış düşünce adamlarından biridir. Eserleri, 14.asrın çetin yaşam koşulları içerisinde Arabistan’dan başlayıp, Endülüs, Fas, Tunus ve Mısır gibi geniş bir medeniyet coğrafyasında süregelen yaşamın, 45 yaşına kadar gözlemlerinden ve Afrika’da kabileler arasında bizzat yaşayarak tecrübe ettiği derin birikimlerinden oluşmaktadır ve İbn-i Haldun bunları , uzun süre münzevi bir hayata kendini kapatarak kaleme almıştır. Kitabü’l-İber adıyla 7 ciltten ve 3 bölümden müteşekkil kitabı; eserinin önsöz ve girişinden oluşan birinci cildinin, kitabın aslından daha büyük yankı uyandırmış olması nedeniyle, zamanla “Mukaddime” şeklinde başlı başına bir eser olarak kabul edilmesine yol açmış, bu anlamda birçok ilim adamına rehber olmuştur. Mukaddime, tarih, tarih felsefesi, sosyoloji, hukuk sosyolojisi ve sosyal antropoloji konularını ele alan bir eserdir ve sırasıyla, genel sosyoloji, siyaset sosyolojisi, şehir sosyolojisi, iktisat sosyolojisi, ahlâk sosyolojisi ana başlıklarından oluşur. Muhtelif konularda eser yazan İbn-i Haldun, bu çok yönlü kişiliğiyle tüm dikkatleri üzerine çekmiş; devrin sultanları tarafından iltifat ve itibar görmüş olmasına rağmen, bu yakınlığı ilminin hakikatine bulanıklık katmadan ayrı tutmayı da başarabilmiştir. Önemi ve değeri ilk başta Türkler tarafından anlaşılan bu değerli ilim adamı, daha sonra Doğu ve Batı’da da haklı yerini almış, Mukaddime’si kaynak kitap olarak okutulmuştur. Diğer eserleri: Mukaddime, İbn Rüşd felsefesi, hesap, mantık ve şiir üstüne yazdığı risaleleri, Et-Tâ'rif, Lubâbu’l-Muhassal fî Usûli'd-dîn, Kaside-i Bürde şerhidir. İbn-i Haldun, birçok alanda ilklere imza atmış; eğitim, tarih felsefesi, umran ilmi, asabiyet, hadravilik (medeniyet) ve bedavet gibi önemli kavramları literatüre kazandırarak kendinden sonraki çalışmalara ufuk açmış ve çok önemli bir kaynak olmuştur. İktisadi yapılanma ve kalkınma üstüne kendinden öncekilerde buna dair bir kavram bulunmadığı iddiasında olan İbn-i Haldun’un görüş ve düşünceleri, “Mukaddime” çerçevesinde burada tüm yönleriyle işlenecektir.









