Kadın ve Mahremiyet
Dosyalar
Tarih
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Mahremiyet kavramı kültürden kültüre ve aynı toplumda zamandan zamana farklılık göstermesine karşılık genel olarak gizlilik anlamında kullanılmaktadır. Arapçada haram kelimesinden kaynaklanmakta, “haram olma hâli”ni ifade etmektedir. Ayrıca “mahrum etmek, yasaklamak, bir şeyi terk etmek, mümkün olmamak, saygı gösterilecek şey, el sürmemek, herhangi bir kişinin namusunu koruduğu yakınları gibi birçok anlamı da kapsamaktadır (Bağlı, 2011: 184-185). Gündelik hayatta mahremiyetin üç temel ayağından söz edilmektedir: mekân mahremiyeti, fiziksel mahremiyet ve bilgi mahremiyeti. Mekân mahremiyeti, kişilerin içinde yaşadıkları mekânlar üzerindeki, fiziksel mahremiyet bedenleri üzerindeki, bilgi mahremiyeti ise kişisel, özel bilgilerinin kamusallaşmasına ilişkin haklarını içermektedir (Fisher ve Hubner, 1998: 422). “Mahremiyet’’ tanımlamalarını kadın açısından değerlendirdiğimizde; nikâh düşmeyen, evlenilmesi yasak edilen, kadının kendisinden kaçmadığı erkek, biriyle çok samimi içli dışlı olan, gizli olan, herkese söylenmeyen, herkesin bilmemesi gereken, kadın ve gizli alan, sınırlandırılmış özel bölge vb. gibi manalara geldiğini görürüz. Göle’ye (2016: 20) göre mahremiyet, saklı olana, özel aile hayatına, kadının bedenine/hayat alanına ve yabancı insanların bakışlarına yasaklanan duruma işaret etmektedir. Mahremiyet; tesettür, hayâ, hicap, nikâh/aile, kadın kavramlarıyla yakından ilgili bir kavramdır. Dinî referanslı bir kavram olması dolayısıyla söz konusu kavramlarla kuşatıcı ve organik bir anlam ilişkisi bulunmaktadır. Bu sebeple mahremiyet sadece kişisel bir hak olmaktan öte, “ilahî belirleyiciliğin de egemen olduğu bir alandır” (Bağlı, 2011: 185). Mahremiyet olgusunun kadın/kadın ilişkisini aşan; uzak/yakın akraba, usul/fürû, karı/koca hatta kul/Allah arasındaki ilişkilere kadar uzanan geniş bir boyutu bulunmaktadır (Göle, 2014; İbiş, 2016: 211; Diler, 2014: 72-79). Ancak günümüzde mahremiyet aile hayatı ve









