Değerler ve eğitimi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Günümüzde değer ve ahlak konuları eskiye oranla çok daha fazla gündeme gelmekle birlikte insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Aristo, Konfiçyus gibi düşünürler “Çocuklarımızın her birinin gelecekte nasıl insanlar olmalarını istiyoruz ve onları bu şekilde nasıl eğitip yetiştirebiliriz?” sorusuna cevap aramışlardır.(King, vd, 2014; Althof & Berkowitz, 2006 ). İlk çağdan itibaren iyi, erdemli ve ahlaklı bireyler yetiştirmek eğitimin öğretim ve bilgi kazandırma hedefleriyle beraber en önemli amaçlarını oluşturmaktadır (Arslanoğlu, 2012). İnsan doğuştan bazı değerlere sahip değildir; ancak bunları öğrenebilecek bir potansiyel ile doğar. Ailesi, aldığı eğitim, arkadaşları kısacası içinde yaşadığı toplum değerlerini belirler. O halde değerler öncelikle bir eğitim konusudur. Bireyin akademik ve mesleki gelişiminin yanında bir yandan da toplumun sürekliliğini sağlayacak iyi bir insan ve iyi bir vatandaş olarak yetişmesi eğitimin temel amaçlarından biridir. Ancak günümüz eğitim sistemlerinin genellikle bireyin bilişsel yönünü geliştirmeye ağırlık verdiği, duyuşsal alanın ihmal edildiği bir gerçektir. Değerler eğitimi bireyin duyuşsal eğitiminin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bireyin hem bilişsel hem de duyuşsal yönünü dengeli bir biçimde geliştirmek, daha yaşanabilir bir dünya oluşturabilmek için değerlere karşı duyarlılık oluşturmak ve değerleri davranışa dönüştürmek, evrensel ahlaki değerlerle donanmış bireyler yetiştirmek eğitim çalışmalarının odağında yer almalıdır. Bu bağlamda temel insani değerleri benimsemiş bireyler yetiştirmek ailenin, okulun ve toplumun başlıca görevleri arasındadır (Ekşi, 2003). Ancak yetişen yeni nesillere aktarılamaması yüzyılımızın en önemli eğitsel problemlerinden biridir. Günümüzde teknoloji ve bilim hızla ilerlerken birey ve toplum bazında birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Özellikle bireyciliğin hız kazanmasıyla birlikte herkesin kendi ahlaki değerlerini belirleyebileceğine yönelik görüşlerin yaygınlık kazanması toplumsal uyumsuzlukların, bencilliğin, çıkarcılığın, şiddet eğiliminin, terörün, intihar vakalarının, madde bağımlılığının, yalnızlığın, sosyoekonomik adaletsizliğin artmasına, ahlaki krizlere sebep olmuş, bu durum toplumları yeni arayışlara yöneltmiştir. Zira değerler konusundaki eksiklik aileden iktisata, sosyal hayattan yaşam tarzına tüm alanları olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum, günümüzde “Değerler eğitimi gerekli mi? sorusu yerine “Değerler eğitimi nasıl verilmeli?” sorusunu gündeme getirmiş ve farklı kademelerde yetişen nesillere değerler eğitimi, karakter eğitimi, ahlak eğitimi gibi farklı isimlerle toplumun değerlerini aktarmanın yolları aranmaktadır. Modern dünyanın yaşadığı değer bunalımını aşmada bu yolla bir sonuç elde edileceği umulmaktadır.









